Cihat

İnsan hayatı her adımda kendini ıslah yolunda bir ilerleyiştir.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Şüphe yok ki birbirimize acımıyoruz. Merhamet unutulmuştur. Sadece kendimize acıyabilecek bir sefalet halini yaşıyoruz.
Üç musibet...
Üç musibet bizi esir gibi sürüyor: İşsizlik, merhametsizlik, iradesizlik veya iktidarsızlık. Üçünün de elele verip çiğnediği aynı kutsal kavramdır: Hak. Her tarafta haksızlık görerek şikayet eden hak sahipleri bilsinler ki, her taraftan bize saldıran zulmün sebebi kendimizdedir: Her yerde işsizlik ve işsiz yaşamanın sırrı aranıyor; her yürekten merhametsizlik taşıyor; bütün hayat kuvvetlerimiz iradesizliğin kurbanıdır. Dilenci iş yapmak istemez, profesör klinikte çalışmak istemez, emekçinin sırtında milyonlar kazanan, işsizliği kutsallaştırır; bunlar gönüllü işsizlerdir.
Bakınız demokrasi!
Halkın iradesi, daima çoğunluğu teşkil eden aşağı tabakanın iradesidir; alimle filozofun değil, cahilin ve ayak takımının dilekleridir; düşünenlerin değil, düşünmeyenlerin çok ve çeşitli duygularla karışık, uzağı göremeyen, telkin ve taklit mahsulü heveslerinin karmaşığıdır.
Kin ile intikam, adaleti getirmez, zulmü tekrarlatır ve sefaleti artırır.