"Hayat koşusu engebeli, hayat yolu dikenli. Taş taşa değmeden duvar olmaz, birbirini üzmeyen insan olmaz. Kimileyin insanın yükü ağır, kimileyin duyguların dili sağır. An olur öfke kabarır, an olur yüz kararır. Dünya işi, dünyada kalır. Kişi kötü demeyelim, işi kötü diyelim."
Zaman saatlerle değil, kapanmayan hesaplarla, tükenmeyen acılarla, insanın ruhunu ele geçiren o iç sıkıntısıyla geçtiği için bazı geceler diğerlerinden daha uzun olurdu.
Mevsim küstü burada insanlara, toprak küstü, zaman küstü, talih küstü. Yine de yaşıyorlardı. Bir ölünün arkasından yaşamayı, üç beş gün acı çekip hayatımıza devam etmeyi öğrendiğimiz gibi, kendi çorak topraklarımıza da alışıyorduk galiba.