"Bu hayata, amacımızın ne olduğunu bilmediğimiz bu hayata, sadece doğmak, büyümek, bir iş bulmak, birini sevmek, sonra onu sevmekten yorulmak, ondan sıkılmak, yaşlanmak ve sonunda da ölmek için gelmediğimizi hissediyorum. Bu kadar basit olamaz. Mutlaka başka bir amacımız olmalı. Bizi, biz yapabilecek olan bir amaç. Çok daha derin bir şey. Birine ya da bir şeye bağlı olmadığımız, salt kendimiz olduğumuz için mutlu olabileceğimiz bir formülü olmalı bu bilmecenin. Düşündüğüm kadar karmaşık olduğunu sanmıyorum. Her şeyi dumanlandıranın insanın kendi zihni olduğu apaçık ama bu hissi dağıtacak olan ne? Onu bilmiyorum. "
"Gecenin sessizliğinde tek başıma kalmayı çok seviyorum, dünyada sadece ben kalmışım gibi geliyor. Hem korkutucu bir hissi var hem insanı kendine aşık ediyor. Senin gibi bir şey bu gece denen şey."
"Çok garip, bak; bazen umut, çok rüzgarlı bir günde yakmak istediğin bir mumun alevi gibi oluyor içinde. İçeriye aydınlık veren küçücük bir şey. İçinin içinde. Diyorsun ki, yahu yaksam ne olacak, rüzgar çok kuvvetli, püf diye söner nasıl olsa. Ama garip olan bir şey daha var. Bütün alışkanlıkların, ruhun, kalbin, varsa eğer hala bir kalbin, sana kibriti çakmanı söylüyor. "
"Sana bunları söyleseydim bir şeyler değişir miydi acaba? Sana söylemek istediğim her şeyi söyleseydim bugün ne yapıyor olurduk? Bugün beraber bir şey yapıyor olur muyduk? Herhangi bir şey? Bilmiyorum. Ama isterdim. Bugünümde seninle olmayı çok isterdim. O kadar isterdim ki, bunun için çok sevdiğim birçok şeyden vazgeçebilirdim. Nelerden mesela diye sorma. Ya da sor, çünkü buldum! Uyumaktan mesela. Uyumayı çok sevdiğimi bilirsin."