Harvard Üniversitesi'nin tam 85 yıldır sürdürdüğü bir araştırma, mutluluğun şifresini hiç ummadığınız bir yerde buldu. Onlarca yılı, yüzlerce hayat hikayesini ve sayısız veri noktasını mercek altına alan bu çalışmanın sonucu, o ezberlediğimiz kalıpları kökten sarsacak nitelikte: Paranın gücü sınırlı, genetik miras tek başına yeterli değil. Gerçekten mutlu, sağlıklı ve uzun bir yaşamın anahtarı, derin ve güvenilir ilişkilerde saklı.
Aynı zamanda kendisini hakim sayan bu şahsın "linç kanunu" dediği eylem, bir grup insanın yaşadışı bir şekilde bir kişiyi suçlu ilan ederek asmasını ifade ediyor. 1810'larda başlayan bu uygulama, beyazların suçu hiçbir mahkeme tarafından onaylanmamış masum siyah bireyleri toplu halde katlederek onların bedenlerini ağaçlara almasıyla sonuçlanıyor.
...
Özellikle siyahlar için kanlı bir tarihe sahip bir kavramın, bizde sosyal medyada bir kişi ya da kuruma söylenen sözlere indirgenmiş olması hem ahlaken hem tarihsel olarak sıkıntılı bir durum. O nedenle bu yazıda ben linç kültürü yerine boykot ya da iptal kültürü kavramını kullanacağım.
Ekranda geçen zaman zarfında eğer odaklanma yoksa, dikkat gerektiren bir şey için çaba sarf edilmiyorsa, hafızada kalan hiçbir bilgi yoksa beyin çürümesi riski var demektir.
Bir başka ifadeyle, haz merkezi 10'lu yaşlarda ortaya çıkarken kontrol merkezi ancak 20'li yaşlarda ortaya çıkıyor. Beyinin haz ve kontrol merkezi arasında on yılı bulan bu gelişimsel farkın sonuçlarını, gençleri gözleyen herkes görecektir. Gençlerin sürekli sıkıldıklarını söylemeleri, devamlı yeni heyecanlar aramaları, giderek daha fazla risk alarak haz duygularını tatmin etme arayışının kökeninde, onların beyinlerinin arka tarafındaki duygusal uyarıcı işleme bölgesinin erken gelişmesi yatıyor.