Yani insanı ıssız bir ortama bırakın, insan orada etrafını incelemeye başlar. Ama olanı olduğu gibi kabul etmekle kalmaz, bir süre sonra o ortamı kendi ihtiyaçlarını gidermek, kendi dünyasını geliştirmek için kullanır.
Ancak çocukluğundan beri kişisel sınırları tanınmamış, özel alanına saygı gösterilmemiş, kaybetme ve reddedilme korkularına yenilerek kendini ortaya koyamamış, sorunlardan kaçınmaya çalışıp her talebi kendine görev edinmiş, fedakarlığı bedeninin bir refleksine dönüştürmüş hangi birey, hayır demeyi becerebilir ki? Neyi neden seçip seçmeyeceğine nasıl karar verebilir? Kendini ne kadar tanıyordur ki ne istediğinden ya da istemediğinden emin olabilsin?
Bazı davranışlarının, tutumlarının ve sözlerinin başkalarında çeşitli duygular yarattığını keşfeder, ihtiyaç duyduğu duygulara göre bir davranış ya da tutum seçiminde bulunur.