Resûlullah (s.a.v) : "Mus'ab'ı böyle görüyorum. Onun kadar ailesinin bolluk içine gark ettiği kimse yoktu Mekke'de. Ama o, bütün bu bolluğu ve varlığı Allah ve Resûlü'nün sevgisi uğruna terk etti."
"Resûlullah, davasını tüm dış dünyaya duyurmaya, yeryüzünün kayser ve krallarına mektuplarını göndermeye başladığında, Zeyd'e onların dillerini öğrenmeyi emretti. O da bunları kısa bir zamanda öğrendi."
Sıkıntılar şiddetlendiği, büyüdüğü, sonuna yaklaştığında kul yaratılanlardan ümidini kesip kalbini sadece Allah'a bağladığı zaman gerçek tevekkül gerçekleşmiş olur.