Ben Aliya. Aliya İzzetbegoviç. Unutma, Türk'ün evladı! Sömürgeciler bütün ilkeleri kendi çıkarları için koyuyorlar ve kendi çıkarlarını korumak için denklem kuruyorlar. Onların demokrasi dedikleri, hürriyet dedikleri, aidiyet dedikleri, barış ve hoşgörü dedikleri ilkeler Saraybosna'da, Mostar'da toprağın altına gömüldü. Hem de çok acı hatıralarla. Bizim yaşadıklarımızı sakın unutma! Onlar askerleriyle, basın ve medyasıyla,kurumlarıyla çok güçlüler. Onların güçlerinden değil, iki yüzlü olmalarından kork! Biz senin kardeşin olduğumuz için öldürüldük ,boğazlandık, tecavüze uğradık. Senin hafızana sahip olduğumuz için toplu mezarlara gömüldük, yok edildik.
Türkün evladı bizin korumaya çalıştığımız sancak;Yemen'de, Çanakkale'de, Açe'de, Kırım'da, Türkistan'da korunmak istenen sancaktı. O ne bir dinin, ne bir ırkın, ne bir dilin, ne bir mezhebin sancağıydı. İnsanlığın, tek başına insan olmanın temsiliydi. Sömürgecilerin karşısında sakin yere düşme. Biz Çanakkaleden sonra direnişi devan ettiren nesiniz. Sen direnişin değil dirilişin nesli olacaksın. Korumak için değil düzen kurmak için çalışacaksın. Sen varsan biz olacağız. Sen ayaktaysan biz yaşayacağız. Ama unutma, sömürgeciler seni tamamen Asya'ya sürmek için planlarını adım adım işletecekler. Bir gün sıra sana da gelecek. Seni yok etmek için bin yıldır hazırlananlar, bir gün bile durmadan çalışıyorlar. Sen Türk'sün. Bir ırk bir dil bir mezhep değilsin. Olamazsın. Batı haçlı seferlerini düzenlerken Araplara Arap demiyordu Türk diyordu. Çanakkale'de Kürtleri boğazlarken onlara Kürt demiyordu, Türk diyordu. Ne zaman ki onların çıkarları için yenib devletlere ihtiyaç duydu Arapa Arap demeye başladı. Seni ondan onu da senden ayırdı. Bugün de Kürt'ü senden, seni Kürt'ten ayırmak için gece gündüz çalışıyor.
Türk'ün evladı biz