Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Dünyayı değiştirebilecek derecede alim olabilirsiniz, aklımız gezegenler, cesaretiniz kıtalar fethedebilir, lakin ne kendi kişiliğinizi ne de başkasının kişiliğini bir milim yerinden oynatamazsınız!
Bütün ilimlerin odak noktası insanın hayatını anlamlandırma, insanı anlamaktır.
İşte bu kitabın da ana konusu; kişilik kavramını anlamak, kişiliğin içinde barındırdıklarını, oluşumunu keşfetmek insanların birlikte yaşamakta zorluk çektiği uyum problemlerine makul bir çıkış bulmaktır.
Dolayısıyla başta kendinizi olmak üzere insanı anlamak davranışlarını anlamlandırmak istiyorsanız bu kitap tam da size göre.
Yazar başta kişilik, karakter, huy, mizaç kavramlarının ayırt edici özelliklerini açıklayıp daha sonra kişilikler karşısında elimizden gelenlerin neler olduğunu ve bu kişilik bozuklukları olan tiplerle baş etme yollarını detaylı bir şekilde açıklamaktadır.
Kitabın güzel bir yol gösterici olduğunu düşünüyorum.
Örneğin öfke kontrolü yapamayan kimselerde yazar şu tavsiyede bulunmaktadır,
Öfkelendiğinizi hissettiğinizde kendinize şu iki soruyu sorun:
"Bu yaşadığım son gün olsaydı, felaket olarak gördüğüm böyle bir şey ne derece önemli olurdu?"
"Daha önce yaşamış olduğum büyük hayal kırıklıkları ile karşılaştırırsam, bunu kaçıncı sıraya koyabilirim?"
Ayrıca öfkelenince zihnimiz bu durumu bize meşrulaştırmaya çalışacaktır oysa biz şöyle düşünmeliyiz:
Dünyada yalnızca siyah ve beyaz iki renk yok, hiçbirimiz tamamen masum değiliz ve dahası birisi sizinle aynı görüşü paylaşmıyorsa bu onun kötü olduğunu göstermez.
Dolayısı ile öfke anında bahane bulmak için aklı kullanılmamamız tavsiye edilmektedir.
Yazar, öfkelenen kişiye tavsiyelerde bulunduğu gibi bir de öfkelenen kişi ile muhatap olan kimselere de tavsiyede bulunmaktadır ve şöyle demekte:
Bakmayın siz öyle dağları devirecek gibi gürleyip duran, yaklaşanı aleviyle yakan bu insanın yetişkin görünümüne.
O aslında küçük bir çocuktur.
Onu okul önlüğüyle, bebek kıyafetleriyle altı bezlenmiş olarak düşünüp içten içe