Bir yüreği derinden sarsmak için, kader her zaman sıkı bir hazırlığa ve şiddetli bir darbe indirmeye gereksinim duymaz; onun dizginsiz biçim verme arzusunu asıl kışkırtan, sudan bir sebeple yıkım yaratmaktır.
Herkes bir diğerinde bileniyor, herkes ötekinden bir şeyler öğreniyor, bir şeyler çalıyor, herkes üstün gelmek, ötekini geçmek için savaşıyordu; ne var ki hepsi de, çağın dehasının kamçıladığı aynı eğlencede yer alan gladyatörlerden, zincirleri çözülmüş kölelerden başka bir şey değildiler.
Onun uğruna ölecekti ve o bunun farkına bile varmayacaktı. Köpüren yaşamının tek bir sessiz dalgası bile onunkiyle buluşmayacaktı. Tanımadığı bir yaşamın kendisinkine bağlandığını ve orada parçalandığını o asla bilmeyecekti.