Ha kel Hasan, ha Hasan kel...
a) Tüm kitle hareketleri birbirleriyle rekabet halindedir ve birinin kazandığı taraftar, diğerleri için bir kayıptır; b) Tüm kitle hareketleri birbirinin yerini tutabilir.
Felsefe-Düşünce
Mahmut yıldırım (YEŞİL)
"Ben abdullah öcalanın yanına kadar gittim, orada onu öldürmek için tam 3 ay bekledim. 3 ay hainlerle yaşadım, yılan yedim böcek yedim. Artık sabrım kalmadı ve jitem'den bana bu emri veren Albay'la irtibata geçtim, " neyi bekliyorum efendim, bu emir ne zaman gelecek?" dedim. Albay bana " emir büyük yerden, öldürmeden geri geleceksin." dedi. Duyduğum laflar karşısında fenalık geçirdim. Ben para için değil binlerce askeri öldüren soysuzların hesabını kesmek için, bu görevi üstlendiğimi bildirdim jitemci Albay'a. Bana ömrün hapiste çürür dedi, sonra ona dedim ki, "Birazdan apoyu öldüreceğim, sonra seni ve sana emir veren makamdakileri" bunlar devletin bütün birimlerine sızmış. apoyu öldüremedim, o gece dağ kadrosunda bir tane hain olduğunu öğrendim telsiz'den. Herkesi sorgulamaya başladılar, yakalanmam an meselesiydi. apo'yu alıp götürdüler kamptan. Gece olunca zar zor kalktım kamptan. Ve giderken şunu yazdım; "Yeşil bir kere geldi, bir daha geldiğinde hiç biriniz yasayamıyacaksınız! Türkiye'ye gelemedim, hain ettiler beni. En çok bu zoruma gitti, milletimin beni hain bilmesi..."
Reklam
Hakiki (Kâmil/Mukemmil) Murşidlere Bağlanmak
Şeyh Ebul Abbas (Rahimehullah) derdi ki: "Hiçbir âlim yoktur ki bir şeyhle arkadaşlık edip ilmi nurdan nura artmasın. O halde akıllı kişi, kendine bir şeyh edinen ve yanın-daki zahiri ilimle yetinmeyendir. Çünkü şeyh onu Allah'ın huzuruna yaklaştırır ve bu huzurda kul, tabiatıyla günah işlemekten soğur. Hatta ona "Allah'a isyan et deseler" hicab kaktığı için günah işlemeye güç yetiremez. İmam-ı Gazali (Rahimehullah), 'Hüccet-ül İslam' olmasına rağmen şeyh edinmiştir. Aynı şekilde Şeyh İzzeddin b. Abdüsselam kendisine 'Alimlerin Sultanı' diye lakap takılmasına rağmen bir şeyhe bağlanmıştır. Ey kardeşim! Sen ne kadar âlim olursan ol, bu iki âlim gibi olamazsın. İslam'ın ilk asrındaki insanlar, kalbî hastalıkları gayet az olduğu için bir şeyhe ihtiyaç duymamışlar. Onlar gidip, hastalıklar artınca fakihler dahi zaruri olarak şeyhlere ihtiyaç duymuş, ta ki bildikleriyle kolaylıkla amel edebilmek için onlara bağlanmıştır."
Sayfa 225 - Yasin Yayınevi, 2. Baskı, 2013·Kitabı okudu
Tasavvuf
Kimi zaman vazgeçilmez olduğunu, sen olmazsan dünyanın yerle bir olacağını, en azından hiçbir işin ilerleyemeyeceğini zannedersin. Ama sonra bunun gibi bir şey olur ve şunu fark edersin: a)vazgeçilmez değilsin. b)vazgeçilmez olmamak hiç de fena bir şey değil.
Geçici duyguların tahrikiyle, ebedi saadeti aramak nasıl bir çaresizliktir
Sayfa 89·Kitabı okuyor
Alıntı
Reklam
Reklam