Mesnevi bahçelerinin diretmiş dildârı merhaba!
Mana âleminden kâğıda düşen kelâma Bismillah!
Kaleme inşirah veren nûn'a Bismillah!
Nûn'un nakşı bir ah'a Bismillah!
Bir âh çekip de derûndan kalbimde buluverdiğim
Gül-i siyaha Bismillah!
"Sen niçin çıktın bu dağlara?"
Haydar, koyuna bakar gibi baktı Hasan'a. Hasan, kızacak diye korktu.
"Koyunluğu kabul etmediğim için. Tarih milyonlarca insana, 'içinizde hiç babayiğit yok mu?' diye bağırdı. Herkes meleyip geviş getirdi. Ben ise 'var!' diyerek çıktım içlerinden."
"Yırtık dondan çıkar gibi."
"Evet, tam da öyle oldu. Çıktım ve soluğu sıcak bir yerde yani Filistin'de aldım."
Oh! Filozof Taine'i ne kadar doğru söylüyor! Diyor ki: "İnsanlar yaratılış ve terbiye bakımından delidir. Tesadüfen akıllı bulundukları anlar pek kısadır." Ne kadar doğru! Gerçekten de insanlarda zerre kadar akıl ve hikmet olsaydı, değil ebedi bir hayat aramak, hatta bu miskin ve fakat gelip geçici varlığa bile katlanmayarak "eyvah zevkini", "hayat külahını" yokluk sultanına takdim ederlerdi.