“TURGUL !” DIÝDILER
(Düýş) Bir gije ýatyrdym tünüň ýarynda, Bir tört atly gelip: “Turgul !” diýdiler. “Habar biýrmiz saňa pursat jaýynda, Şol ýerde ärler bar, görgül” diýdiler. Nazarym ýetişgeç şol tört merdana, Köňlüm joşa geldi, başym gerdana, Şol wagtda bar idi iki diwana: “Durma, oglan, anda bargyl !” diýdiler. Şol iki diwana tutdy golumdan, Alyban gitdiler durgan ýerimden. Bir yşarat boldy anyň birinden: “Seýranda baryban durgul !” diýdiler. Olturypdyk, geldi iki pirzada, Gözünden ýaş akar, dili dogada, “Hüw, hak !” diýip çykdy alty pyýada, “Adam indi geler, görgül !” diýdiler. Bir tört atly geldi, bary sebzebaz, Asalary ýaşyl, aty teblebaz. “Mejlis halkasyny gurmaň beýle az, Adam köpdür, ulug gurgul !”diýdiler. Daşdan çykdy, altmyş atly gördüler, “Muhammet !” diýip, tamam garşy ýördüler, Saglyk-salamatlyk bir-bir sordular,
1000Kitap... eskiden kendisine has kitlesi vardı. O kitleyi elde tutmaktan ziyade 1000K çeşitlendi. 2023-2024'ten itibaren instagram-tiktokifikasyon süreci başladı. Önceden nasıldı? Sadece alıntı, ileti ve inceleme vardı. Akışta sadece alıntı, ileti ve incelemeler vardı. 2023-2024'ten(gelen yenilik(!)lerin sırasının önemi yok. ama ilk gelen yenilik fotoğraf eklemeydi) sonra, - İlk önce iletilere fotoğraf ekleme özelliği geldi. Site artık instagramdaki kitap+kahve kullanıcılarına da "sizin de burada yeriniz var" sinyalini gönderdi.(Mesela ben fotoğraf ekleme özelliğinin geldiği ilk günü hatırlıyorum. Akışta profil resminde mavi yağlı boya tablosu olan bir kullanıcının yaptığı yorumu unutmuyorum: "şimdi burası instagram gibi olacak. Kahveli kitaplı fotoğrafları göreceğiz." diye sitem ediyordu.) - sonra videolar özelliği geldi. tik-tok, instagram ve youtube shorts'un reels kullanıcıları için de "sizin de burada yeriniz var" sinyali gönderildi. - sonra Türkiye'de wattpad yasaklandı. Ondan birkaç hafta sonra hikayeler özelliği geldi. Onlara da "sizin de burada yeriniz var" sinyali gönderilmiş oldu. ufak tefek güncellemelerle(mesajlarda grup kurma, "size özel" akış ve arayüz güncellemeleri) de twitterlaşma, instagramlaşma, tiktoklaşma ve wattpadleşme tamamlandı. 2023'te elon musk'ın twitter'dan "sana özel" kısmında olan güncellemesinden(ki bu bence kullanıcıları radikalize ediyor. önceden orası keşfetti. 2023'ten itibaren sadece beğendiğin ve takipleştiğin etkileşimde bulunduğun konuların yankısını duyuyor kullanıcılar.) arayüzüne kadar web sürümünde hep twitterlaşma olduğunu extra belirtmek isterim. Twitter: hizliresim.com/s3oljzb 1000K: hizliresim.com/9c1rfe2 Peki bütün bunların sonucunda neler oldu? İşte o sinyal gönderilen diğer sosyal medya
1000Kitap
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
꧁ "𝐸𝑛𝑡𝑒 𝑀𝑒𝑣𝑙â𝑛â 𝑓𝑒𝑛𝑠𝑢𝑟𝑛â 𝑎𝑙𝑒'𝑙- 𝑘𝑎𝑣𝑚𝑖𝑙-𝑘â𝑓𝑖𝑟𝑖𝑛." ꧂ Ey Müslümanlar biliniz ki Amenerrasülüde bir sır vardır. korku ve nazari güneşin karı erittigi gibi eritir yok eder. Duyunuz, biliniz, ve anlayınız ki Allah'ın Ol demesiyle herşey oluverirken sizler niçin Allah'tan başkasına güveniyor ve tasdik ediyorsunuz...
1000Kitap
Νένα Βενετσάνου - Μες στου Αιγαίου τα νησιά youtube.com/watch?v=eN1pV8j...
Müzik
Claudiopolis, 1500~ yıllık mezar yazıtı
1οὐ χρυσὸς οὐκ ἀργύ-[ρ]ιν ἀλ<λ>’ ὀστέ[α] κατακί-μενα, περιμένονταφωνὴν σάλπινγος· μὴ5λύσις ἔργον θεοῦ γενετῆρ-[ος — — —] Türkçesi: "Burada yatan altın değil, gümüş de değil; sadece, borazan sesini bekleyen kemiklerdir. Tanrı'nın, o (Yaratan) Baba'nın eserini sakın bozma..."
"İNCİ" Hayat böyle değil mi zaten? Cesur olmalısın
44. BÖLÜM 🌹İnci🌹 Etrafı saran boğucu karanlıkta, anneannemin silueti beliriyor, adımları hızlanıyor, kapıya doğru akıyordu. Ben, arkasında bir gölge gibi, ona yetişmeye çalışıyordum. Dilimden dökülen “Anneanne!” fısıltısı, sanki kalın, görünmez bir duvara çarpıp geri dönüyor, ona ulaşamıyordu. Yalnızlığın ve terk edilmişliğin kesif kokusu, ciğerlerimi yakıyordu. “Gitme, beni bırakma!” Boğazım yırtılırcasına haykırıyordum ama o, sağır bir denizde ilerleyen gemi gibi hiç aldırış etmiyordu. O kapı açıldı. O kapı ki, ardı uçsuz bucaksız bir hiçlikti. O kapı ki, tüm sevdiklerimi alıp götürmüştü. Eteklerinden tutundum, parmaklarım kumaşın soğukluğunu hissetti. “Sen de gitme! Ne olur, sen de gitme!” diye yalvarırken, o elini savuruyor, beni bırakması için çekiştiriyordu. Belli ki o da gidecekti, durmayacaktı. Peki ya ben? Bu evde, bu kalpsiz, soğuk duvarlar arasında nasıl nefes alacaktım? Gözyaşlarım, yanaklarımdan süzülen birer kor gibi yakıyordu tenimi. Yüreğimin acısı, bedenimi titretirken, son bir güçle bağırdım. Ama o, karanlığın içinde bir sis gibi dağılıyor, arkasına bile bakmadan kayboluyordu. O da gidiyordu. Her zaman aynı sahne, her zaman aynı son... Yatağımda doğrulduğumda, yastığımın sırılsıklam ıslandığını hissederdim. Bedenim titrer kalbim deli gibi atardı. Kâbusun gerçeğe karışan o ince çizgisinde, etrafıma şaşkınlıkla bakınırdım. Odanın loş ışığı, tanıdık eşyaları bile yabancı kılardı. Her köşe, her gölge, kabusun bir yansıması gibi olurdu. Kalbim, o kapının gıcırtısını duymaya devam ederdi. **Sonra, her şeyin ilacı olan o sıcaklığa, anneannemin yanına koşardım. Yatağında, her zamanki gibi mışıl mışıl uyurdu. Yanına sokulur, kokusunu, varlığını içime çekerken kollarımı ona sarardım. O kokunun güven veren
1000Kitap