• 663 syf.
    ·269 günde·Puan vermedi
    Dur şimdi anlatacak ben :)
    Bu kitap ticari amaçla yazılmış bir aşk hikayesidir ..
    SPOİLER ciddi SPOİLER! !!

    Bronz atlı'yı ; uzun süre aradım ve zor buldum bir çok yerden kulağıma çalınıyor ve dikkat çekiliyordu ..sonuçta içinde Rus olan herşeyi okuyan bir şahsiyet olarak "vay arkadaş ben ne kaçırmısım acaba " diye saç baş yolarak aradım ,yalan yok :)
    Fekat yolmasay_mışım iyiymiş "neyse":)

    Gelelim falso üstü falsoya Aleksander bi kere Rus değil Amerigan :)
    En sevdiğim isim olan Dimitri itin önde gideni :)
    Tatyana ki Romanov sülalesinde bile en muhteşem abla :) "bu kitapta Romanov bağlantısı yok " yaniltmiyim sadece isimden mutevellit söylüyorum ..
    Ne dedim ???
    Tatyana hah :)
    kızım ben sana ne söyliim alık mı diyim ne diyim bilemedim ki ..
    Bak şimdi ..
    Tatyana çok sevdiği Aleksander a der ki "aman ablam sana çok aşık sen onun olmazsan yaşayamaz " buyur !! Cinnet hikayesi :)
    Aleksander de der ki ben seni seviyorum amma madem öyle ablan la evleniim:)
    Cinnet 2 :)) ay şiştim
    Dimitri sende öl inşallah :))

    Kitaba neden inceleme yazıyorsun dersen :) arka plandaki Leningrad kuşatmasi sebebiyle kardeş .. ve meşhur Bronz atlı heykeli ile Puskin

    Leningrad kuşatması Almanların Barbarossa harekatı dahilinde dünyanın en uzun ve ölümcül kuşatması idi. .
    Iki buçuk yıl süren kuşatmada şehirdeki insan sayısı ciddi anlamda yok eden (takriben 1.5 milyon ölü ) ile sonuçlanan bir bombalama ve açlık şehri ..

    Kitap ta bu var ..ne kadar tayın ile kac gün yaşanacağı sabahın köründe bıçaklanma
    Pahasına kuyruklarda beklemeyi anlatmış kitap ve tabii soğuk artık yakacak hiç bir şeyin kalmadığı evler ..
    Mesela c vitamini eksikliğinden kaynaklı iskorbüt hastalığı var kitapta ,gözeneklerinizden kanamaya başlamak demek bu hastalık ..burnunun ,kulağınız değil artık parmak aralarızdan bile kan gelmeye başlaması ..
    Meşhur buzda yürüyüş de mevcut kitapta ..bunu bilirsiniz sanırım Ladoga gölünün donmasını bekleyen insanlar
    Hem yiyecek ikmali hemde sevdiklerini daha güvenli yerlere nakletmeye çalışan insan manzarası ..ki Alman uçakları sayısız kez buzu bombalar bir çok insan taşıyan kamyon ve kilometrelerce kaçmaya çalışan insan kuyruğu nehre gömülür ... bunlar benim aklımda kalanlar

    Kitaba ismini veren Bronz Atlıya gelince
    Aleksanderin Tatyanaya hediye ettiği Puskin kitabıdır ..peki Puskin için bronz atlı nedir ?
    Çariçe Yekaterina nın Çar Petro için yaptırdığı heykel .. bu heykel rusyanın gelişimini temsil eder ..yani Puskin şiirlerini ,Rus edebiyatının açılan kapılarından geçecek olan Gogol'leri Tolstoylar'ı Dostoyevski ve Çehovları
    SIIRDE ..
    Puşkinin bronz atlısı canlanır ve düşmanı kovalar ..
    Leningrad savunmasında ise heykel tamamen kum torbalarıyla örtülecek bombalardan korunacaktır ve o sağlam kaldığı müddetçe Rus ruhu savaşa devam edecektir ...

    Işte böyle :) kitabın devam hikayesi de var ama ben okuyacağımı pek sanmıyorum ..
    Yine de karar sizin :) bana bir inceleme yazdırdı ..
    öyle ya da böyle :))
  • 632 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Not: Romanın hikayesi hakkında bilgiler içermektedir.
    *
    Dobrolyubov özetlemiş;
    '' Bu kitapta önemli olan
    Oblomov değil, Oblomovluktur. ''
    *
    Oblomov; dostu Ştolts'a ''Düşün bir kere'' diyordu.
    '' Bir tek solgun, üzgün bir çehre görmeyeceksin; hiçbir derdin olmayacak, ne Danıştay davaları, ne borsa, ne şirket, ne rapor, ne bakan, ne rütbe, ne terfi.... Bütün konuşmalar candan olacak. Evden taşınma derdin olmayacak.... Yalnız bu nelere değmez! Bir de buna hayat değil diyorsun. ''
    Ştolts; ''Değil kardeşim, '' dedi.
    Ve biraz düşünüp bu hayata bir isim aradı;
    - Bu bir çeşit Oblomovluk'tur.''
    *
    İş Bankası yayınlarında Sabahattin Eyüpoğlu ve Erol Güney çevirisinde ön sözde yazıldığı gibi, ''Toplumsal bir kaderin Oblomov'u içine düşürdüğü bu kaçınılmaz uyuşmayı rasgele bir tembellikle karıştırmamak gerekir. ''
    *
    Oblomov, çiftlik sahibi bir ailenin soylu çocuğu olarak dünyaya gelir.
    19. yüzyıl ortaları Rusya'dayız.
    Yepyeni bir dünyanın içine doğru sürüklenen bir Doğu dünyası....
    Oblomov yarım kalan bir insandır. Teşebbüs eden ve netice alamayan bir Doğulu..
    Hani bir söz vardı; ''Doğuya doğru giden bir geminin içinde Batıya doğru koşuyoruz'' ,.diye.
    Oblomov rıhtımda hareketsiz kalan adamdır.
    Doğduğu köyün masalsı hayatıyla büyülenmiş, ve geleceğe doğru attığı adım havada kalmıştır.
    *
    ''Oblomov evinin temiz pak, döşeli olmasını istiyordu; ama bütün bunların, Tanrı bilir nasıl, hiç farkına varılmadan olup bitmesi gerekti.''
    *
    ''Oblomov, 'Ah yarabbi! Ne budala insanlar var! Evleniyorlar. '' diye içini çekti ve sırt üstü yattı.''
    *
    '' - Ah yarabbi, hayat bir türlü yakamı bırakmıyor, nereye gitsem peşimde! ''
    *
    Ah Oblomov!
    '' - Zavallı dostum, batmışsın sen, boğazına kadar batmışsın, batağa gidiyorsun. '' demişti henüz 29. sayfada Ştolts; 607. sayfada ise kelimeler bir isyan ıslığı gibi, bir acıklı küfür gibi çıkıyordu artık : ''Senin işin bitmiş Oblomov!''
    *
    Onun tertemiz bir ruhu, okyanuslar kadar derin bir sezgi yeteneği, hayatı genişliğine kavrayacak kuvvetli bir dimağı vardı oysaki.
    O heyecanını yitirmiş, ümidini çaldırmıştı; hayata tutunan elleri çözülmüştü...
    Hiçir şey düşünmek istemiyordu.
    Hiçbir şey.
    Dünyaya ait herhangi bir mesele onun gözünde çözümlenemez bir problem gibi ağır ve karışıktı.
    Hiçbir şey düşünmek istemiyordu.
    Hiçbir şey...
    Yatmak, uyumak, derin uykulara dalmak....
    Ve bu kadarcık bir yaşamanın içinde bütün ihtiyaçlarının kendisi dışında ve kendisine fark ettirilmeden görülmesini istiyordu...
    *
    Oblomovluk o dönemde meşhur olan hayalet figürü gibi dolaşıyor roman boyunca.
    Palto'daki hayalet gibi....
    Marks'ın sözünü ettiği hayalet gibi....
    *
    Bir aşk, onun yüreğini tutuşturur gibi olur..
    Lakin yerinde sayan bir adam gibi mesafesiz koşturduğunu anlar Oblomov.
    Yatağına uzanır. Uyumak, uyumak, uyumak ister.
    *
    Uyuyan Doğu'dur. Bütün bir zenginliği, gizemi, derinliğiyle Doğu.
    *
    Kapitalistleşen bir dünyada kaybolmaya yüz tutan küçük bir derebeyi mirasyedisi olmuştur Oblomov.
    Dostu Ştolts sorar:
    '' - Pekala, farz et ki biri sana üç yüz bin ruble daha verdi, ne yapardın?
    - Bankaya koyar, faiziyle geçinirdim.
    - Banka fazla faiz vermiyor; niçin bir şirkete, mesela bizim şirkete koymazdın?
    - Yo, Andrey, beni kafese koyamazsın.
    - Neden bana da mı güvenin yok?
    - Sana var tabii, ama her şey olabilir: Şirketiniz iflas eder, beş parasız kalırım. Banka daha sağlam. ''
    *
    Burjuva değil, işçi değil, köylü değildir Oblomov. Memuriyete girmiş, çıkmıştır. Memur değildir. Bürokrat değildir.
    Kimdir bu Oblomov?
    '' - Peki ya sen nesin?
    Oblomov sustu.
    - Kendini toplumun hangi sınıfına koyuyorsun?
    - Zahar'a sor. ( Zahar Oblomov'un uşağıdır.)
    ...
    Ştolts; ''Kimdir şurada yatan'' dedi.
    - Amma da tuhaf. Bizim efendi işte, İlya İlyiç. ''
    *
    ''Efendi''dir o.
    Gitmediği bir köyü, ilgilenmediği bir toprağı, o toprakta çalışan tanımadığı köylüleri vardır.
    Efendidir o.
    Çoraplarını bile uşağına giydiren bir efendi.
    Artı değer üretmeyen, çalışmadan yaşamanın düşünü kuran bir efendi.
    Temiz ruhlu, iyi niyetli, dürüst, samimi, saf bir efendi ama...
    Züğürt Ağa filminde Şener Şen'in canlandırdığı her şeyini yitirmiş güzel toprak ağası gibidir o.
    Kentili de olamamıştır.
    Doğunun adı Oblomov'dur.
    Çoraplarını kendi giymeyen bir Doğu ve iş, proje, üretim peşinde koşan bir Batı.
    Kim ''efendi'' olmuştur sonunda?
    *
    Ön sözde denildiği gibi; ''Büyük Petro'dan beri Rusya'da devam eden büyük Rusya- Avrupa kavgasında, Gonçarov hiç gözünü kırpmadan Avrupa'nın tarafını tutuyor. ''
    *
    Oblomov kendi doğduğu coğrafyanın bile gelişiminden habersiz bir kuytuda sıkışıp kalmıştır.
    Ştolts şunları Oblomov'a bile söylemeye gerek duymaz:
    ''Oblomovka'nın artık ıssız karanlıklardan kurtulduğunu, onun da yavaş yavaş gün ışığına çıktığını sana söylemeye gerek yok. Dört yıl sonra bir istasyon olacağını, köylülerin tren yolunda çalışacağını, buğdayın artık ırmağa kadar trenle taşınacağını... Okullar açılacağını, eğitimin yayılacağını sana ne diye söylemeli?.. Hayır, yeni mutluluğun fecri seni telaşa düşürür, karanlığa alışmış gözlerini rahatsız eder. ''
    *
    Oblomov'un ilkgençlik zamanlarında sahip olduğu hayalleri; o büyük ve gelişmiş Rusya hayalini, peşini bıraktığı bu hayalleri; annesi Rus, babası Alman karakter, Oblomov'un çocukluk ve okul arkadaşı Andreyin Ştolts sahiplenmiştir. O Oblomov kadar derin ruh, geniş dimağ sahibi değildir; ama başladığı işi tamamlayan, çalışkan, üretken, neticelendiren bir adamdır.
    Ve Oblomov'un kendi adını verdiği çoçuğuna sahip çıkacaktır.
    Bir nesil sonra başka olacaktır her şey:
    '' Andreyini senin gidemeyeceğin yere götüreceğim... Onunla beraber gençlik hülyalarımızı gerçekleştireceğim.''
    *
    Bu romanı sadece bir ay gibi kısa zamanda yazan Gonçarov, ümidini Oblomov'un oğluna teslim ederken; Oblomov'a kısa bir ömür biçer ve onu bütün iyiniyeti ve temiz ruhuyla roman arasında hepimize nefis bir soluk aldıran dost bir elin diktiği tatlı leylak kokusu içinde bir taşın altında dinlendirir.
    *
    ''Gece leylak ve tomurcuk kokuyor'' ...
  • Carlyle'a göre millet cansız bir kil tabakasından ibarettir. Eğer ona bir sanatçının eli değmeyecekse, sonsuza dek şekilsiz ve hareketsiz kalacaktır. Ama Sezar, Napoleon, Büyük Petro, Sokrates ve Hz. Muhammed gibi bir sanatkar, bir büyük adam, bir önder, bir kahraman çıkıp da bu kili eline alacak olursa, ona istediği şekli verebilir.
  • 688 syf.
    ·1 günde·Beğendi·10/10
    Rodya Romanoviç Raskolnikov yoksul bir gençtir; Petesburg Üniversitesi'ndeki hukuk öğrenimini yarıda bırakır. Aklı Batı'dan gelen siyasi ve felsefi düşüncelerle karmakarışıktır. Nefret edilen, kötü bir tefeciyi öldürecektir. Böylece finansal problemlerini çözerken aynı zamanda dünya kötü, değersiz bir parazitten temizlenecektir. Raskolnikov, daha yüksek bir amaca hizmet eden bir cinayetin kabul edilebilir olduğuna inanır. Bir sürü hesap kitaptan sonra harekete geçer ve kadının evine giderek onu baltayla vahşice öldürür. O anda, Alonya ile birlikte yaşayan ve kimseye bir zararı dokunmayan üvey kız kardeşi beklenmedik biçimde içeri girdiğinden, Raskolnikov onu da öldürmek zorunda kalır. Müşterilerin rehin için bıraktıkları birkaç küçük süs eşyasını alır ve kimseye görünmeden oradan ayrılır.
    Kimsenin kendisini görmediğini bildiği halde, Raskolnikov son derecede tedirgindir. Tedirginliği ailesi ve yakın çevresini de etkilenir. Raskolnikov'un hayatında üç kadın vardır. Bunlardan ilki olan annesi, düşkün ve müşfik bir kadındır. Hayatındaki ikinci kadın, kız kardeşi Dounia'dır. Hayatındaki üçüncü kadın ise Marmeladov adındaki işsiz kâtibin kızı Sonia'dır. Raskolnikov onunla ara sıra buluşmuş, arkadaşlık etmiştir. Sonia'nın ailesi, babasının ayyaşlığı yüzünden çok yoksuldur. Sonia, ailesine bakmak için fahişelik yapmaya başlamıştır.
    Raskolnikov, öldürdüğü kadının evinden aldıklarını ve diğer delilleri saklayıncaya kadar çılgın gibidir. Ödenmemiş bir borç yüzünden karakola çağrıldığında polislerin yanında baygınlık geçirir. Günlerce hasta yatar. "Katilin cinayet yerine dönmesi" kuralına uygun olarak, yakalanmayı ve rahatlamayı, arınmayı isteyen genç adam, öldürdüğü tefeci kadının evine gelir. Komiserle tanışır ve davranışlarıyla dikkat çekerek soruşturmanın baş zanIısı olur. Zeki bir adam olan Komiser Porfiry Petro viç, Raskolnikov'un katil olduğunu düşünür.
    Raskolnikov, Sonia'ya suçunu ve aşkını itiraf eder. Sonia fahişelik yapmasına rağmen inançlı ve iyi yürekli bir kızdır. Ona acır ve suçunu polise itiraf etmesi ve bedelini ödemesi gerektiğini söyler. Sonunda vicdan azabı Raskolnikov'a suçunu itiraf ettirir. Sibirya'ya sürgün edilir.
  • Sibirya soğuktur şimdi.

    Demiştik size, bir ay Hakkari'deyiz diğer ay Rusya'dayız. Ayda 1 kitap okuyarak bile bizimle birlikte dünyayı gezebileceğinizi söylemiştik.

    Siyasal içerikli ve din karşıtı şiirleriyle o zamanın çarı olan I. Aleksandr'ı öfkelendiren Aleksandr Puşkin , Yevgeni Onegin kitabını yazdıktan yaklaşık 200 yıl sonra bizi öfkelendirmek yerine konudan konuya sürüklenmemize sebep olmuştu. Sibirya'ya sürülmekten kurtulan Puşkin, kılpayı kendini Güney Rusya'da bulmuştu.

    https://i.hizliresim.com/WqYQd8.jpg

    Kendisinin tam da sürgünü sıralarında yazmaya başladığı Yevgeni Onegin kitabıyla birlikte Rusya'nın dondurucu soğuklarında aşklarıyla ısınmaya çalışan iki genç olan Tatyana ile Onegin'in aşklarına zamanın ötesinden gelerek İstanbul bakış açımızla konuk olmuştuk. Sahi, hatırlarsanız Puşkin de bir ara Erzurum'a gelerek ülkemize konuk olmuştu.

    Köy ve burjuva hayatları arasında savrulan iki genci biz gerek dönemin tarihsel, siyasi ve sosyopolitik koşullarıyla gerek 1825'te gerçekleşen Dekabrist isyanıyla gerekse de Rus Edebiyatı'nda kendisinden sonra gelen temsilcileriyle karşılaştırarak yorumlamaya çalışmıştık.

    Balzac'ın Modeste Mignon kitabıyla birlikte Sabahattin Ali 'nin çantasından çıkan bir diğer kitap olan Yevgeni Onegin kitabı bize Rusya'da o zamanki çeşitli halk katmanlarına karşı bir ışık tutuyordu. I. Petro, I. Aleksandr, I. Nikolay... İsimler değişir ama zorbalık değişmez diyordu bize Puşkin! Bu cesur adam neredeyse iktidarıyla bile bir düello yapmaya dünden razıydı, bunun için bu kitabın içerisine de kendisinin yerini tutan bir Lenski karakteri yerleştirdi.

    Bir sonraki toplantımız 10.02.2019 tarihinde olacak. Bu sefer de karıncaların ülkesi olan Karıncalar Diyarı ve Çukurova'ya gideceğiz, Türk Edebiyatı'nın demirbaşlarından ve öncülerinden Yaşar Kemal'le tanışacağız. Bizim okuma grubunda işler böyle ilerliyor. Bir ay Rusya'dayız, diğer ay Çukurova'dayız.
    Seçtiğimiz kitap: Filler Sultanı İle Kırmızı Sakallı Topal Karınca

    Toplantıya katılan arkadaşlar:
    Oğuz Aktürk
    Selman Ç.
    Ebru Ince
    Osman Y.
    Bengü
    Turhan Yıldırım
    mecdbrs
    Fırat İnan SARIÇİÇEK
    Yaz
    1000kitap Yaşar Kemal Şubesi : Roquentin
    Esra Koç
    Esas Adam
    Şevval Erdemir ve arkadaşı
    Canan
    Sidar
    Serdal Şimşek
    Günay İlgar
    Selma
    Reklamlardan sıkılıp kitaplar hakkında konuşmak isteyen Taylan
    ve Rusya'nın karlı sokaklarında hızlı bir hayat geçirdikten sonra kendisini İstanbul'da bulan kedimiz : https://i.hizliresim.com/WqYYPq.jpg

    Toplu fotoğraf:
    https://i.hizliresim.com/Ll3Oda.jpg
    https://i.hizliresim.com/lq1bBB.jpg

    Diğer fotoğraflar:
    https://i.hizliresim.com/Ba2yXV.jpg
    https://i.hizliresim.com/ZXdO2g.jpg
    https://i.hizliresim.com/oX76nQ.jpg
    https://i.hizliresim.com/V9Y32y.jpg
    https://i.hizliresim.com/v64JYm.jpg
    https://i.hizliresim.com/alEEvO.jpg
    https://i.hizliresim.com/alEE8B.jpg
    https://i.hizliresim.com/qdBBa3.jpg

    Rus Edebiyatı ve Puşkin okurken gözü düello arayan adamlar:
    https://i.hizliresim.com/16dGjY.jpg

    Bir sonraki buluşma
    Okunacak Kitap: Filler Sultanı İle Kırmızı Sakallı Topal Karınca
    Tarih: 10 Şubat 2019 Pazar
    Saat: 13:30
    Mekan: Okkalı Kahve Kadıköy
    Adres: Rasimpaşa Mahallesi, Halitağa Cd. No:42 Kadıköy/İstanbul
  • Bütün ellerinin sokakları aşktır senin a. petro.
  • İskitler hakkında yapılan araştırmalar bir tesadüfle başlar. XVII. yüzyılın son çeyreğinde, Sibirya'daki kurganlarda gizli kazılar yapan bazı defineciler çok kıymetli altın eserler ele geçirir. Durum I. Petro'ya ihbar edilerek eserlere el konulur ve söz konusu eserler St. Petersburg'a götürülür. Koleksiyoncular ve sanatseverler, o zamana kadar hiç görmedikleri bu değişik tarzdaki ilgi çekici eserlere hayran olurlar. Bunun hemen ardından Sibirya ve Güney Rusya'da bulunan benzer türden buluntular, bir yandan bu sanata olan ilginin daha da artmasına vesile olurken, öte taraftan da bunların, bir zamanlar Asya bozkırlarında yaşamış göçebelerin sanat eserleriyle olan benzerliğinin gündeme gelmesine sebep olurlar. Günümüzde "Göçebe Hayvan Üslubu" olarak tarif edilen bu zengin arkeolojik materyal "Bozkır Kurgan Medeniyetleri"nin tipik kültürünün başlıca ürünlerindendir.