- Daha anlatsana, dedim .
- Hoşuna mı gitti ?
- Hem de çok .Seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre boyunca hiç durmadan laflamak isterim.
- Benzinimiz yeter mi ki ?
- Yalancıktan doldurursak yeter.
- Olsun, onu öldüreceğim.
- Ne diyorsun evladım sen ,babanı mı öldüreceksin ?
- Evet,öldüreceğim.Çoktan başladım bile.Öldürmek derken öyle Buck Jones’un tabancasını alıp dan diye öldürmeyi kastetmiyorum.Öyle değil.Kastettiğim onu kalbimde öldürmek.İyiliğini istemekten vazgeçmek. Derken bir gün ölüp gidecek.
- Küçücük kafacağın ne hayallerle dolu ..
- İçine dert olan bu mu yani ?
- Evet,öyle.Başka eve taşındığımızda Luciano’nun peşimizden gelmeyeceğinden korkuyorum.
- Sence bu yarasa seni çok seviyor mu ?
- Sevmez olur mu …
- Yürekten mi seviyor ?
- Kesinlikle.
- Öyleyse geleceğine emin olabilirsin.Biraz gecikebilir,ama bir gün mutlaka seni bulacaktır.