Etrafımızda sebep ve sonuç el ele vermis, birleşme ve ayrışma dengeyi koruyor. Sonuç olarak hepsi hiçbir elin ulaşamayacağı, derin ve erişilmez bir catlakta açığa çıktı. Gece yarısı ile günün ilk ışıkları arasında bu tür yerler, gizlice karanlığa geçit açarlar. Orası, prensiplerimizin hiçbirinin işlemediği yerdir. Bu oyukların insanları ne zaman ve nerede yutacağını veya ne zaman, nerede geri kusacağını kimse öngöremez.
Önemli olsun ya da olmasın bir sürü anıyı gerektiğinde çekmeceden çıkarabildiğim için, kabus gibi de olsa yaşamaya devam edebildim, kendimce yaşayabiliyorum. Artık bundan fazlasına katlanamam dediğim zamanları da bu sayede aşıyorum.
Insan denen şey, anılarını yakıt olarak kullanıp yaşamını sürdürüyor olamaz mı acaba? O anıların gerçekte önemli olup olmadığının, yaşamın sürdürülmesi açısından hiçbir önemi yok. Sadece yakıt.
Insan hafızası sahiden de çılgınca bir şey. Ise yaramayan, lüzumsuz bir sürü şey çekmeceye kapatılmış gibi. Gerçekte ise önemli, yararlı şeyleri art arda unutup gidiyoruz.