Bir gün en çok sevdiğim öldü, onunla beraber kendimide gömdüm o toprağa. İnsan, nasıl yaşayabilirdi bu kadar acıyla? Can, nasıl dayanırdı buna heyhat! Kalbim hep onun yokluğunun acısıyla daha şiddetli çarpıyor kaburgalarımı kırmak istercesine ve ben onun yokluğunun acısıyla her gün biraz daha eksiliyorum, her gün biraz daha nefessiz kalıyorum.. Feryatlar yetersiz, gönül çaresizliğin teslimiyetiyle çırpınmakta.. Ey can-û ciger parem neredesin? Sesin yok, yüzün yok, neşe saçan yaşama umudumu yeşerten o gülüşün yok sen yoksun... Aahh! hangi feryat sana işitir gönül sancımı? Hangi belge inandırır kalbimi yokluğuna, hangi mezar?.. Acın geçmiyor ey can! Her köşe başına seni görmek umuduyla bakar gözlerim, telefonum her çaldığında senin adını görme heyecanıyla çarpar yüreğim. Ey benim gençliğinin baharında olan Can'ım nice Hayaller kurduğumuz, birlikte nice dualar ettiğimiz Can'ım sadece seni değil seninle birlikte geçen her anımı, seninle birlikte kurduğumuz bütün hayalleri, kendimi, yaşama sevincimi gömdüm ben o toprağa... Söyle bana Can'ım kaç dökülmüş gözyaşı seni bana getirir? Kaç ah, kaç dua...