Aahh! Hangi feryat sana işitir gönül sancımı? Hangi belge inandırır kalbimi yokluğuna, hangi mezar? Kaç dökülmüş gözyaşı seni bana getirir? Kaç Ah, kaç dua..?
Beni gömdün en derine Aahh geçmişime Küle döndüm resmimize İçime attım dertlerimi Deliye döndüm gözlerine..
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Korhan /Yaz beni de
sorma nerede oldugumu kaderimdin ama, ayrilik oldu sonu dayanmaz yuregim bu derde ask gozume perde aahh hadi ordan sen de.. öyle güzeldin yar akillara zarar ben seni istedim sevmedin, benim kadar yaz beni yine yaz yeminlere yaz yalan dolu aşk defterine
Müzik
İçimden kopan..
İçimde sanki paslı bir kapı gıcırdadı yine, ya da yıllardır söyleyemediğim bir cümlenin tortusu çöktü kalbime. Bir nefes aldım…Cigaradann. Kim bilir kaçıncı kırılışımızı sakladık o nefeslerde. Kayıp sokakların rüzgârı mıydı bizi üşüten, yoksa biz mi her köşeyi karanlık sanacak kadar yorulduk? Bir zamanlar elimizden tuttuğunu sandığımız umutların meğer ne kadar kayganmış avuçları.. Çocukluğumuzun rafında toza bulanmış bir iki masal kaldı sadece.. geri kalan her şey susturulmuş kahkahalar, eksik fotoğraflar, bir de hiç bitmeyen bekleyişler… Biz, ömrü boyunca hep çizik atan kalemlerin mürekkebinde büyüyen cümlelerdik aslında. Kırık dökük, yolda kalmış, ama yine de yürümeye zorlanan… Aahh! Bu yorgun gözler… Kim bilir kaç sabahı yaralı karşıladı? Kaç geceyi, kapısı çalınmayan karanlıklara emanet etti? Kaç defa cam kenarında bir sigaranın dumanında kendi gölgesinin boğulduğunu izledi? Ve bu gözler, sesini duyuramayanların, üstü örtülmüş hakikatlerin, yorgun sokakların tanığı oldu hep. Kırıldı, çatladı, ama kapanmadı.
Bir gün en çok sevdiğim öldü, onunla beraber kendimide gömdüm o toprağa. İnsan, nasıl yaşayabilirdi bu kadar acıyla? Can, nasıl dayanırdı buna heyhat! Kalbim hep onun yokluğunun acısıyla daha şiddetli çarpıyor kaburgalarımı kırmak istercesine ve ben onun yokluğunun acısıyla her gün biraz daha eksiliyorum, her gün biraz daha nefessiz kalıyorum.. Feryatlar yetersiz, gönül çaresizliğin teslimiyetiyle çırpınmakta.. Ey can-û ciger parem neredesin? Sesin yok, yüzün yok, neşe saçan yaşama umudumu yeşerten o gülüşün yok sen yoksun... Aahh! hangi feryat sana işitir gönül sancımı? Hangi belge inandırır kalbimi yokluğuna, hangi mezar?.. Acın geçmiyor ey can! Her köşe başına seni görmek umuduyla bakar gözlerim, telefonum her çaldığında senin adını görme heyecanıyla çarpar yüreğim. Ey benim gençliğinin baharında olan Can'ım nice Hayaller kurduğumuz, birlikte nice dualar ettiğimiz Can'ım sadece seni değil seninle birlikte geçen her anımı, seninle birlikte kurduğumuz bütün hayalleri, kendimi, yaşama sevincimi gömdüm ben o toprağa... Söyle bana Can'ım kaç dökülmüş gözyaşı seni bana getirir? Kaç ah, kaç dua...
Aahh, kimin için atıyor bu yüreek Sööyle, kimin için atıyor bu yüreek