Okumak ve koşmak, benim için tutku ve özgürlüğün buluştuğu iki yol. Okumak zihnimi yeni dünyalara açarken, koşmak okuduklarımı içselleştirdiğim bir meditasyon. Her adımda tutku, her satırda yeni bir keşif.
Hayal etmek, kendini bulmak demektir. Ruhunun Kristof Kolomb'u olacaksın. Ruhundaki manzaraların peşine düşeceksin.
Hayal kurma sanatı zordur, çünkü bütün çabanın, çaba harcamamaya yoğunlaşmaktan ibaret olduğu bir edilgenlik sanatıdır. Uyuma sanatı diye bir şey olsa aşağı yukarı buna benzerdi.
Şunu da unutma ki hayal kurma sanatı, hayallerimize yön verme sanatı değildir. Yön vermek, bir eylemdir. Gerçek hayalci kendine bırakır kendini, kendisinin kendini sahiplenmesini bekler.
Size gerçekten bir şey söylemekten çok, oyalanmak için yazıyorum... Yalnızca ticari mektuplar belli birine yazılır. Geri kalanlar, en azından yazan bir üstün insansa, sadece kişinin kendine yazılmalı.
Size sahip olmak mı? Günün birinde, tesadüfen karanlık bir sokaktan geçerken adamın biri üzerinize saldırıp sahip olabilir, hatta sizi dölleyip ardında rahimdeki o izi bırakabilir. Sahip olmak, bedeninize sahip olmak demek ise, ne değeri var?
Ruhunuza sahip olmak mı? Bir ruha nasıl sahip olunur? Hem ayrıca "ruhunuzu" ele geçirmeyi başaran açık gözler, çapkınlar da çıkabilir. O da kocanız oluyor işte!
Onun seviyesine inmeme gönlünüz razı olur muydu?
Yanı başımda fikrinizle, gizlice ne saatler geçirdim! Hayal aleminde nasıl da sevdik birbirimizi! Ama yemin ederim, orada bile düşlemedim size sahip olmayı. Hayallerimde bile namuslu, efendi bir erkeğim ben. Güzel bir kadının imgesine de saygım var.
Ne atomlar, ne ruhlar, hiçbiri iç içe geçmez. İşte bu yüzden herhangi bir şey, bir ötekine sahip olamaz. İster gerçeklik söz konusu olsun ister bir mendil - hiçbir şey sahiplenilemez. Mülkiyet hırsızlık değil, bir hiçtir.
Tıpkı gölgemiz gibi peşimiz sıra gelir hayat. Ve gölge ancak, gölgeler her yeri sardığında yok olur. Hayat ancak, devinimine teslim olduğumuzda bırakır peşimizi.