Okumak ve koşmak, benim için tutku ve özgürlüğün buluştuğu iki yol. Okumak zihnimi yeni dünyalara açarken, koşmak okuduklarımı içselleştirdiğim bir meditasyon. Her adımda tutku, her satırda yeni bir keşif.
Aşk sahiplenme ister - neye benzediğini bilmeksizin. Kendimize ait değilken, ben sana ya da sen bana nasıl ait olabiliriz ki? Kendi varlığıma sahip değilken, yabancıladığım bir varlığa nasıl sahip olayım? Benzediğim insandan bile farklıyım ben: Farklı olduğum birine nasıl benzeyeyim?
Bir tek aramayan mutludur; çünkü sadece aramayan bulur, çünkü zaten sahiptir bulduğuna ve her neye olursa olsun sahip olmak, mutluluk demektir (tıpkı düşünmemenin zenginliğin en önemli parçası olduğu gibi)
Hepimiz farklıyız; işte size yapımızla ilgili bir aksiyom. Sadece uzaktan bakıldığında, yani kendimiz olmadığımız boyutun içindeyken benzeriz birbirimize.
Bir başka hayattan gelmiş, bu hayatın içinde dalgınca ilerleyerek zamanını dolduran bir varlık gibiyim. Her bakımdan yabancıyım ona. Aramızda adeta bir cam var. O cam hep tertemiz olsun ki, arada olmasından rahatsızlık duymaksızın gözleyebileyim hayatı; ama cam hep olsun.
Ama kişisel bir ilişki kurmak gereksiz, dolayısıyla zararlıdır; ne var ki gerçekleşmesi gerekmeyen şeylerin hepsi zararlıdır zaten. İnsanların ismini bilmek neye yarar? Ne var ki birileriyle tanışma faslı sırasında, bana ilk belletilen de hep bu olur.