Okumak ve koşmak, benim için tutku ve özgürlüğün buluştuğu iki yol. Okumak zihnimi yeni dünyalara açarken, koşmak okuduklarımı içselleştirdiğim bir meditasyon. Her adımda tutku, her satırda yeni bir keşif.
Elde var topu topu bir, bilemedin iki şair. Ah neler vermezdim benden de bir cümle kalsın diye geriye, duyanın, "Güzel laf!" diyeceği bir şey, tıpkı kopyalayıp ömrümün kitabının sayfalarına kaydettiğim rakamlar gibi.
Galiba bir kumaş mağazasında muhasebeci yardımcısı olmaktan hiç vazgeçmeyeceğim. Bütün samimiyetimle söylüyorum, umarım asla şef muhasebeci olmam.
Her şey bir duyum meselesi olduğundan, bir bedene temas etmekle onu görmek, hatta sadece hatırlamak arasında hiçbir fark yoktur. Yani ötekileri seyrederken ben de dans etmiş olurum. Otların arasına uzanmış, uzaktan üç hasatçıyı seyrederken bir İngiliz şairin bir sözü vardır: "Dördüncü bir hasatçı var, o da benim." 1
1. Edmund Gosse'un "Lying in the Gross" şiirinden alıntı.