Okumak ve koşmak, benim için tutku ve özgürlüğün buluştuğu iki yol. Okumak zihnimi yeni dünyalara açarken, koşmak okuduklarımı içselleştirdiğim bir meditasyon. Her adımda tutku, her satırda yeni bir keşif.
Amerikalı milyoner, şiirlerinin gelecek kuşaklara keyif vereceğini hayal edemez, çünkü bir tek şiir yazmış değildir; pazarlamacı da tablolarıyla kendinden sonraki nesilleri çıldırtacağını düşünemez, zira bir tek tablo yapmışlığı yoktur.
Bize olanaksızı vaat eden düş, zaten böylelikle bizi en baştan, ondan mahrum etmiş olur; ama gerçekleşebilir olanı vaat eden düş hayatın kendisine müdahale eder, çözümü de ondan bekler.
Büyük hayaller kuruyorsan ya delisindir, hayallerine inanır ve mutlu olursun ya da basit bir hayalperestsindir, hülya da senin için, tek kelime etmeden ruhunu yatıştıran bir ezgidir.
Ve bu duyguyu yazarak iyileştiriyorum. O ironik reçeteyle, dile getirilmekle iyileşmeyecek hüzün yoktur, saf olmaması, içine bir parça akıl karışmamış olması, gerçekten derin olması şartıyla. Edebiyat başka hiçbir yararı kalmadığında en azından bu işe yarayacak - bir avuç insan için olsa bile.