Çok eski zamanların neredeyse bilinçaltı olarak unuttuğumuz krizlerinin yarattığı senaryoları oynarız sıklıkla. Artık hatrimizda olmayan arkaik bir mantığa göre davranır, en çok bel bagladigimiz insanlara doğru dürüst anlatamadigimiz bir anlamın peşinden gideriz. Gerçekte hayatimizin hangi evresinde oldugumuzu, aslında kiminle ugrastigimizi, karsimizdaki insanın nasıl bir davranış görmeyi hakettiğini anlamak için fazladan gayret göstermemiz gerekiyor olabilir. Bize yakın olmak her zaman çekilecek şey değildir belki.
Surat asmak esasen yoğun bir öfke ile ofkelenilen şeyi ifade etmeye dair yine bir o kadar yoğun bir arzunun insanı ambale eden karışımıdır. Surat asan taraf hem diğer kişinin kendisini anlamasına deli gibi ihtiyaç duyar, hemde ona anlaması için hiç yardım etmeme tavrından zerre şaşmaz. Bu açıklama ihtiyacının kendisi hakaretin özünü oluşturur: Partner olup biteni kendi kendine anlamayip bir açıklamaya gereksinim duyuyorsa, bunu kesinlikle haketmiyor demektir. Şunu da eklememiz lazım: Surat asılan kişi olmak bir ayrıcalıktır. Diğer kişinin size aciklamadigi kirginligini anlayacaginizı düşünecek kadar saygı duyup güvendiği anlamına gelir. Aşkın en acayip armaganlarindan biridir bu.
Evlilik: Karşısındakinin kim olduğunu veya olabileceğini bilmeyen iki insanin, tahayyül edemedikleri ve üstünde düşünüp tasinmaktan da itinayla kacindiklari bir geleceğe kendilerini bağlayarak, umutla, cömertçe ve müthiş bir içtenlikle oynadığı bir kumardır.