Nurullah Genç’in ilk şiirlerinden bir bölümünü içerisine alan ve yanılmıyorsam yine ilk baskısı 1986’da yapılan incecik bir kitap. Baskı yılına göre 80-110 civarı bir aralıkta sayfa sayısı değişmekte.
Kitabın bahsettiğim 1986 basımında önsöz Orhan Akay tarafından yazılmış. Ve onun da söylediği gibi Nurullah Genç’in bu ilk denemeleri Cumhuriyetin saf şiirini gerçekleştiren ilk büyük hececilerimizi hatırlatıyor: Necip Fazıl, Ahmed Kudsi, Faruk Nafiz, Ahmed Hamdi.
Kitabın kişisel yorum kısmına geldiğimde oldukça güzel bir kitap olduğunu söylemem mümkün. Ancak şair artık çıraklık döneminden ustalığa çıktığı için ve de şiiri ilklerine nazaran değişiklik gösterdiği için alışılmış Nurullah Genç’i görmek mümkün değil. Genelini kısa şiirler oluşturuyor. Ve bütünüyle tüm şiirler olmasa da pek çok mısra bir şairin doğacağına işaret ediyor. İşte bu işaret, şimdilerde dillere pelesenk olan Yağmur’un çilesini çeken pek değerli şair Nurullah Genç’in izleridir. Ve bu izleri gerek her okuyucu gerekse her şair adayı takip etmelidir. Çünkü bu kitap olgunlaşmaya başlayan kelimelerin bir şiir kitabına dönüşünün ilk merhalelerindendir. Genç bir şairin sancılarını şiirleştirme çabasıdır.
İncelememi kitabın aynı isimdeki şiirini alıntılayarak bitirmek istiyorum.
Gönlümün maviliği gitmesin gökyüzünden
Kuşların gülücüğü eksilmesin yüzünden
Kar yağsa da bu sesiz vadiye, gün bitmesin
Yapraklar üşüse de, çiçekler üşümesin