Eyüp Can

Eyüp Can
@abdalyolcu
Abdâl'a sürgün hicrettir.
İlim Talebesi
Üniversite
Uşak
70 okur puanı
Ocak 2019 tarihinde katıldı
Ben hangi yaprağın ince hüznüyüm…
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Peygamberimizin dilinden Ramazan
Hadisçi Muhammed İbni İshak İbni Huzeyme (311/923), Ramazanın fazileti ile ilgili olarak “eğer haber sahihse”kaydıyla Selmân-ı Fârisî radıyallahu anh’ın şöyle dediğini nakletmektedir:          Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem bize Şa’bân ayının son günü bir hutbe irâd etti ve şöyle buyurdu:          “Ey Müslümanlar!          Büyük ve mübârek bir ayın gölgesi üzerinize düştü. Bu, içinde “bin aydan daha hayırlı olan” Kadir Gecesi’nin bulunduğu bir aydır.          Bu ay, Allah Teâlâ’nın, gündüzlerinde orucu farz; gecelerinde teravih namazını nâfile olarak meşru’ kıldığı (mübârek) bir aydır.          Bu ayda kim bir hayr işlerse başka zamanlarda bir farzı yerine getiren kimse gibi sevap kazanır. Bir farzı edâ eden de, başka aylarda yetmiş farzı yerine getiren gibi sevap kazanır.          Bu ay, sabır ayıdır. Sabrın karşılığı da cennettir.          Bu ay, ihsan, yardım ve eşitlik ayıdır.          Bu ay, müminin rızkının arttığı bir aydır.          Kim bir oruçluyu iftar ettirirse bu, onun günahlarının bağışlanmasına ve cehennemden kurtulmasına sebep olur. İftar ettirdiği Müslüman’ın aldığı sevaptan bir şey eksilmeksizin onun kazandığı kadar da ayrıca sevap kazanır.”          -Bizim hepimiz bir oruçluyu iftar ettirecek imkâna sahip değildir, dediler.          Bunun üzerine Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve selem;          “Allah Teâlâ bu sevabı bir oruçluyu bir hurma veya bir yudum su ya da bir içim süt ile iftar ettirene de verir.” buyurduktan sonra hutbesine şöyle devam etti:           “Bu ay, evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennemden kurtuluş olan bir aydır. Kim (bu ayda) emri altındakilerin yükünü hafifletirse Allah onu bağışlar ve cehennemden âzâd eder.          Bu ayda dört şeyi çok yapınız. Bunların ikisi ile Rabbinizi hoşnud edersiniz;
Din
Araftayız...
Mütemadiyen araftayız, Gönlümüzün bizi çektiği bir yer var. Nefsimizin bizi çektiği bir başka yer var. Gönlümüz bırakmıyor ki gönül rahatlığıyla eşkiyalık yapalım, Nefsimiz bırakmıyor ki evliyalığa gücümüz yetsin. İşte arasına araf diyoruz. Ne öteler için tam manasıyla varız Ne buraya tam manasıyla varız, işte onun için araftayız. Mevlananın güzel bir şiiri var; Çok uzaklardan geçen bir hayal gibiyim ben, Çok uzaklarda yürüyen bir adam gibi Ama yokta sayılmam hani var olan bir şeyim ben.. İşte araf bu... Şu an burda olmak fakat gönlünle, aklınla, kalbinle aslında burada olmamak... Başka bir yere ait olduğunu bilmek fakat o başka bir yer için yaşamanın da hakkını verememek... İşte bu araf.. Müslüman buralı olmamalı... Daha doğrusu derdi olan buralı olmamalı... Madem ağaç gölgesi madem geldik ve gidicez. O zaman o ağaç gölgesini sahiplenmenin ne âlemi var... Bu zamanın adı araf... Bu mekanın adı araf... Ben tam ordayım...
وَالَّذ۪ينَ عَمِلُوا السَّيِّـَٔاتِ ثُمَّ تَابُوا مِنْ بَعْدِهَا وَاٰمَنُواۘ اِنَّ رَبَّكَ مِنْ بَعْدِهَا لَغَفُورٌ رَح۪يمٌ Kötülükleri işleyip de sonra ardından tövbe edenler ile imanlarında sebat edenlere gelince şüphe yok ki, Rabbin ondan (tövbeden) sonra elbette çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. Araf Suresi/153
Din
يَتَكَبَّرُونَ فِي الْاَرْضِ بِغَيْرِ الْحَقِّۜ وَاِنْ يَرَوْا كُلَّ اٰيَةٍ لَا يُؤْمِنُوا بِهَاۚ وَاِنْ يَرَوْا سَب۪يلَ الرُّشْدِ لَا يَتَّخِذُوهُ سَب۪يلاًۚ وَاِنْ يَرَوْا سَب۪يلَ الْغَيِّ يَتَّخِذُوهُ سَب۪يلاًۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ كَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا وَكَانُوا عَنْهَا غَافِل۪ينَ Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları âyetlerimden uzaklaştıracağım. (Onlar) her âyeti görseler de ona iman etmezler. Doğru yolu görseler onu yol edinmezler. Ama sapıklık yolunu görseler onu (hemen) yol edinirler. Bu, onların, âyetlerimizi yalanlamaları ve onlardan hep gafil olmaları sebebiyledir. Araf Suresi/146
Din