abdullah

abdullah
@abdullah0168
Allah'tan yardım istermiş
Rivayete göre İbn Sînâ bir problemi çözemediğinde ilginç bir yöntem kullanırdı. Gece boyunca düşünür, eğer çözemezse abdest alır ve iki rekat namaz kılardı. Sonra dua ederdi: — “Allah’ım, hakikatin kapısını bana aç.” Sabah olduğunda çoğu zaman problemin çözümü zihninde belirirdi. Bu yüzden şöyle dediği rivayet edilir: “Anlamadığım meselelerde Allah’tan yardım isterdim; kapılar açılırdı.” Alıntı
Din ve İnsan
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İlim Allah'ın nurudur
Bir talebe İmam Şafiî’ye gelir ve şöyle der: — “Hocam çok ders çalışıyorum ama öğrendiklerimi çabuk unutuyorum.” İmam Şafiî sorar: — “Günahlardan sakınıyor musun?” Talebe şaşırır: — “Bunun ilimle ne ilgisi var?” İmam Şafiî şöyle der: — “İlim Allah’ın nurudur. Allah’ın nuru ise günah işlenen kalpte durmaz.” Alıntı
İnsan ve Hayat
Hayatın yükünü omuzlayan, her zorluğun üstesinden zarafetle gelen tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun. Saygıyla... 💐
Yakutun değerini sarraf anlar
Bir gün Şems Tebrizi’nin yanına zengin bir adam gelir. Elinde bir kese altın vardır ve Şems’e şöyle der: “Ben Allah’a çok şükreden bir insanım. Sadaka veriyorum, zekât veriyorum. Ama yine de içimde bir huzursuzluk var. Neden?” Şems yerde duran küçük bir taş alır ve adama uzatır. “Bunu pazara götür. Ama satma, sadece değerini sor.” Adam pazara gider. Bir manav: “Bir elma veririm.” der. Bir demirci: “Bir demir parçası eder.” der. Bir kuyumcu ise taşı görünce şaşırır: “Bu taş değil, çok değerli bir yakut!” Adam geri döner ve durumu anlatır. Şems gülümser ve şöyle der: “İnsan da böyledir. Kendini kimin pazarına çıkarırsan değerin o kadar olur.” İnsan, kendini dünya ehline sunarsa değeri düşer; hakikat ehline sunarsa gerçek değeri ortaya çıkar. Alıntı
İnsan ve Hayat
Eski Maliye Bakanlarımızdan merhum Adnan Kahveci, Recep Yazıcıoğlunun Aydın valisi olarak görev yaptığı zaman ‘’Recep, Ankara’dan çok sıkıldım hafta sonu özel arabamla sana geliyorum. Kimsenin haberi olmasın biraz kafa dinlendirelim'' der. Yazıcıoğlu, ''çok iyi olur. Bende sıkıldım tebdili kıyafetle şöyle uzak bir köye beraber gidelim'' der. Hemşerisi, çocukluk arkadaşı Kahveci özel arabası ile gelmiştir. İkisi de tanınmamak için köylü vatandaşlar gibi giyinirler. Kahvecinin arabasıyla uzak bir köye doğru yola çıkıp, köyün biraz uzağına arabayı park edip, köye yürüyerek giderler. Yolda köyün yakınındaki bahçede çalışan yaşlı bir ihtiyar görürler. ’’Amca, selamün aleyküm, kolay gelsin. Biz Tanrı misafiriyiz. Karnımız tok. Bu gece bu köyde kalmak istiyoruz. Misafir alırmısın'' derler. İhtiyar amcada ''o ne demek evladım, başımızın üstünde yeriniz var. Hadi hemen gidelim eve'' deyip, misafirlerini evine götürür. Yaşlı hanımına ‘’hanım bak sana iki tane tanrı misafiri getirdim. Malın gittiğine bakma, yüzün ağardığına bak'' der. Yaşlı amca ve teyze misafirlerinin rahat etmeleri için, elinden geleni yapar. Misafirler sabah erkenden kalkıp giderler. Yaşlı amca, bakanı ve valiyi tanımıştır ama o da belli etmemiştir. Hanımına: ‘’ Hanım, bu gece bizim fakirhaneye, devletin bakanı ve valisi misafir oldu, şereflendirdi ‘’ der. Yaşlı teyzede kocasına ‘’ Yok herif, benimle dalgamı geçiyon… Üstlerine başlarına bakmadın mı, şu kılıklı adamlardan bakan, vali olur mu hiç ! ‘’ der ve inanmaz. Aradan bir zaman geçer. Bu sefer rahmetli Recep Yazıcıoğlu aynı köye makam arabasıyla gelmiştir. Misafir oldukları yaşlı amcayı ve teyzeyi sorar. Yaşlı amca ve teyze gelir ve sohbet ederken, ‘’ Sayın Valim, şimdi kendini teyzene tanıt. Siz fakirhaneye şeref verdiğinizde teyzenize bunlar devletin
İnsan ve Hayat