Çocukken ve ergenken okuduğum birçok kitabın ismini, tamamen okuyup okumadığımı hatırlamıyorum. Çocuk kitaplarını buraya yazmam da abes olur dedim. :) Okuduğum doğru düzgün kitaplardan hatırladıklarımı yazacağım.
Gazi Ahmed Muhtar Paşa kabinesinden sonra göreve gelen Kâmil Paşa hükümeti döneminde savaşta ağır yenilgiler yaşanmış; Edirne düşmüş, Bulgarlar Çatalca'ya kadar ilerlemişti. İttihatçılar, kabineyi görevinden uzaklaştırmak amacıyla Babıâli Baskını'nı düzenlediler.
Sayfa 4 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Cemal Paşa, 18 Mayıs'ta Almanya'dan ülkelerine hareket eden Rus tutsakları arasına karışarak Reval'e, oradan yine tutsaklarla birlikte Petersburg üzerinden Moskova'ya ulaştı (27 Mayıs). Burada, İttihatçıların ve Ankara hükümetinin temsilcisiymiş gibi, Sovyet hükümetiyle ittifak görüşmeleri yapmak istedi. Gerçek amacı ise "Hindistan ihtilali"ydi. İngilizlerin tutsak durumuna getirdiği Doğu milletlerinin kurtarılmasını öngörüyor; Türkiye'nin de bu yolla kurtulacağını umuyordu.
Sayfa 7 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Bana öyle geliyor ki, bizim memleketimizde, hatta Türklerin en münevver geçinenleri arasında bile, Arap meselesinin mahiyeti ile onu idare edenlerin emellerinin ne olduğunu bilen pek az kimseler vardır.
Sayfa 70 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Ben zabit arkadaşlara açtığım yeni muhasebelerimde Fransa Büyük İnkılabı'ndan [Fransız İhtilali'nden] sonra artık milliyetçilik cereyanının her tarafa kök saldığını ve Osmanlı camiasında Hristiyanların çoktan bu mefkûreyi benimsediklerini, Arapların da Türkleri katiyen sevmediklerini küçük yaşımdan beri gördüğüm misalleriyle (Arabistan'da Türklere "Nasranî-Gâvur" dediklerini ve düşmanlık güttüklerini bizzat görmüştüm) anlattım.
Nitekim bir ara şehrin ortasına işbilir belediyecilerin; para kazanırız, hem de şan olur deyu dikmeye çalıştığı -gerçi bizimkilerle kıyaslanamaz- gökdelen, UNESCO'nun ve İran aydınlarının tepkisini çekti diye, "yarı yıkık" duruyor. Onlar da açgözlü ama Isfahan'ın ortasında veya kenarında çürük diş gibi dikintiler yok. Oysa Bakü'nün iç şehrinde bir KGB şefinin yenilerde diktiği binaya bakınca; bu gibi rezaletin sadece para hırsı ile izah edilmesi mümkün değil. Galiba bizim Türk kavminin estetik kıstaslarında önemli bir sapma var.