Sessiz

"İyilik yap denize at.Balık bilmezse hâlik bilir."
Reklam
Çocukluğu hastanelerde geçen insanlarda bence 2 türlü tepki doğuyor.Birincisi hayata karşı daha acımasız olmak,ikincisi ise ben üzüldüm başkaları üzülmesin deyip diğer insanlar için çabalamak.Başlı başına bir hayat resmidir aslında hastanelerde geçen ömürler.'Ne zaman ölecemler?' 'Ne zaman doğacaklar?' cümlesi aynı ameliyathaneye mahsus.Biz 'Ne zaman ölecekler?' kısmındaydık hep.Bu durum insana inanılmaz bir şevkat kazandırıyor.Bu durum insana yeni bir hayat veriyor.Öleceklerden,ölenlerden çok şey öğrenen birisi olarak yazıyorum bunu.Sevdiklerini on dakika fazla yaşatmak için bir saniye bile düşünmeden kendi ömürlerinden çalacak olanlar,hep içlerinde yaşatıyor kaybettiklerini.Bu da ölene dek en az iki kişi için atan bir kalp demek.İçimiz bir hatıra ormanı,sevdiklerimizi diktiğimiz sonsuz bir çiçek deryası.Her nefes,durmuş bir kalbi de yaşatmak için.Hiç olmazsa kendi içimizde,kaybetmeye kıyamadığımız o yerde.Yazılacak çok şey var aslında.Ama amalar daha çok işte...
Genç yaşına rağmen birçok acılar yaşamıştı belki ama yüreğini en çok yakan şey,vefat eden babasının ayakkabılarını evlerinin önünde görmesi oldu.Babası melek olmuştu ama ayakkabılarının haberi yoktu...
Dünyada herkese yetecek kadar mutluluk varken,herkes bi başkasının mutluluğunu çalma çabasında.Ama başkalarının mutluluklarını çalmak,hiçbir zaman kendi mutluluğumuzu artırmaz ki. Çok güzel bir söz var günümüzü özetleyen,şöyle diyor: "İNSANLARA ARTIK KAZANMAK YETMİYOR.ONLAR BAŞKALARININ KAYBETTİKLERİNİ DE GÖRMEK İSTİYORLAR." Hey gibi dünya hey.