ayça yılmazer

ayça yılmazer
@abeklan
https://1000kitap.com/bidunyakitapgrubu1 instagram.com/bidunyakitapgrubu
hekim
üniversite
İstanbul
57 okur puanı
Eylül 2021 tarihinde katıldı
Sir Henry Newbolt (1862-1938)
Vitai Lampada ("They Pass On The Torch of Life") There's a breathless hush in the Close to-night -- Ten to make and the match to win -- A bumping pitch and a blinding light, An hour to play and the last man in. And it's not for the sake of a ribboned coat, Or the selfish hope of a season's fame, But his Captain's hand on his shoulder smote -- 'Play up! play up! and play the game!' The sand of the desert is sodden red, -- Red with the wreck of a square that broke; -- The Gatling's jammed and the Colonel dead, And the regiment blind with dust and smoke. The river of death has brimmed his banks, And England's far, and Honour a name, But the voice of a schoolboy rallies the ranks: 'Play up! play up! and play the game!' This is the word that year by year, While in her place the School is set, Every one of her sons must hear, And none that hears it dare forget. This they all with a joyful mind Bear through life like a torch in flame, And falling fling to the host behind -- 'Play up! play up! and play the game!'
Şiir
Reklam
Christopher Middleton
İSTANBUL’DA TAŞ ANIT Ölü adam bir karpuzu gösteriyor Karpuzdan koca bir dilim ısırılmış Adam, elinde toprak bir kâse, aslında Karpuzu değil, çıplak sakiyi gösteriyor Ve konuşmak istermiş gibi sakalını oynatıyor Oysa kâse taştan yapılmış Adamın baktığı karpuz da taş Pekâlâ üç çeyrek bir ay da olabilir bu Günün ya da gecenin saatini gösteren Adamın ömrünün hangi köşesinde öldüğünü Ne bir köşe ne de bir kırışıklık sakide Gene de sizi ürpertmek için biri parlatmış elini kolunu Her an daldırabilir elindeki testiyi O büyük taştan şarap küpüne Ve dimdik bir kadın elinde bir mısır koçanı tutuyor Taştan karpuz dilimi ayı gösteren adamın arkasında Sağ elini siper ediyor mısır koçanı üstündeki taştan havaya Usulca korumak ister gibi elinde tuttuğu şeyi Ya da taş onu iğ eğirirken öyle yakalamış sanki Demek ki mısır koçanı değil bir iğmiş elinde tuttuğu Lüferler hâlâ kaynaşırken bu Haliç’te Bir tazı kuyruğunu sallıyor ölü adamın yatağı altında Öyle karşılamak istermiş gibi evine dönen sahibini Diyelim, artık gölgeler aşınıyor, dedi adam Oysa bir parçam asılı kaldı benim iğ durmuş olsa da Yalnız köpek görmüş adamın isteksizlikten bitkinliğini Bilinen taş nesneyi ve karpuz biçimindeki ayı
Şiir
İSPANYA MEKTUBU (Margot Heinemann’a) Kalpsiz dünyanın kalbi, Sevdiğim, senin kaygın İçimde taşıdığım acı, Günümü karartan gölge. Rüzgâr çıkıyor akşamüstü, Belli ki güz yaklaşıyor, İçimde seni yitirme korkusu, İçimde bu korkunun korkusu. Huesca’ya bir mil kala, Onurumuzun son siperinde, Sevdiğim, bil ki seni Taşıyorum can evimde. Kem talih gücümü tüketir de Yıkarsa beni toprağa, Beni olanca iyiliğinle an, Sevdiğim, ne olur unutma. John Cornford
Şiir