Bütün ülkelerde halk kitleleri sürekli sabretmek ve dişlerini sıkmak zorunda kalmıştır. Sabır, ihtiyaç ve yokluklar karşısında kaderine razı olmak halk kitlelerinin doğal bir görevi olarak kabul edilmeye başlanmıştır. Halkı birçok sebepten dolayı aşağılamakta ve sövmektedirler, her taraftan sürekli “ Halk ayyaştır, tembeldir, çalışmak istemiyor. Halk kabadır, açgözlüdür, acımasızdır” söylentileri duyulmaktadır. Fakat bu görüşleri dile getirenler aynı zamanda şunu da ekliyorlar: Halkın büyük olduğu bir konu yine de var- sabır. Aç kalmasına, üşümesine ve pislik içinde yaşamasına rağmen, dişlerini sıkıyor, kimseye kin duymadan sabrediyor. Herkes halkın sabrını takdir ederek, hayranlığını dile getiriyor ve hatta duygulanıyordu. Halkın dayanma gücünü dini bir vecibeye dönüştüren bu kişiler İsa’nın öğretisini de sabır dini olarak görmeye başladılar.