Bir kez daha sessizlik oldu aramızda. Çok önceden ölmüş olan bir şeylerin parçalarını paylaşıyorduk. Buna karşın bu sıcak anıların bazıları, eski zamanların ışıkları gibi yüreğimde gezinmeye devam ediyordu. Ve ölüm beni yakalayıp bir kez daha hiçlik kabına sokana dek geçecek o kısa zamanda, ben de o ışıkla beraber yürüyebilirdim.
Benim yüzüm, benim kalbim, diğerleri için anlamı olmayan bir kabuktan başka bir şey değildi. Benim kalbimle bir başkasının kalbi birbirini yakalayamıyordu. Hey, diyordum. Hey, diyordu karşıdaki. Hepsi bu. Kimse el kaldırmıyor. Kimse bir daha başını çevirip bakmıyordu.