Manevi kültürü, tarihi zenginliği, sunduğu harika manzaralarla içinden deniz geçen şehir İstanbul ne gezerek biter ne de okuyarak. Her yerinden kültür ve tarih fışkıran, her köşesinde saklı lezzetler sunan şehrimizin dünyada bir eşi daha olduğunu düşünmüyorum.
Birini arayıp beklemek, onun varlığından başka her şeye kapatıyordu insanı. Beklenenin sesinden başkasına sağır, arananın suretinden ötesine kör ediyordu. Beklenen bekleyene ne denli yakın olursa olsun, zamanla üçüncü tekil şahsa, uzaklaştıkça daha beter saplanılan bir bataklığa dönüşüyordu. Derken, varsa yoksa o oluyordu. Varsa o, yoksa hiç kimse!
Dünyada bu türden para da vardır işte. Ona sahip olmak size ağır gelir, harcamaksa son derece üzüntü verir, suyunu çekince de kendinizden nefret edersiniz. Ve kendinizden nefret ettiğinizde, canınız para harcamak ister. Ne var ki, para kalmamıştır, umut da.