Bir babaya ihtiyacım var. Bir anneye ihtiyacım var. Omzunda ağlayacak benden daha yaşlı, daha bilge birine ihtiyacım var. Tanrı'yla konuşuyorum ama gökyüzü bomboş.
Yorgunum, sıradanım ve artık yalnızca az konuşan biri değil, durmadan kendini tekrar eden biri haline de geliyorum. Yarın ölüme yaklaşan yeni bir gün (ki bu benim başıma asla gelmeyecek çünkü ben kurşun işlemez biriyim). Portakal suyu ve kahve eşliğinde bir ceninin intiharı bile göz kamaştırıyor.
Çok açıkça, çok çaresizce sevilmeyi, sevebilmeyi istiyorum. Hâlâ çok safım; neyi sevip neyi sevmediğimi çok az biliyorum ama lütfen, bana kim olduğumu sorma. "Tutkulu, bölük pörçük bir kız." belki?