Sorumluluklardan kaçmak, bir sefil gibi sürünerek ana rahmine dönmek için kendimi öldürmek istiyorum. Kim olduğumu, nereye gittiğimi bilmiyorum - ve bu iğrenç soruların cevaplarını bulması gereken de yine benim. Özgürlükten kaçmanın asil bir yolunu alıyorum - zayıf düştüm, yorgunum, sağlıklı, kıvrak bir zihin ve irade gerektiren o güçlü yapıcı insani inanca isyan ediyorum.
Çalışacak, okuyacak, düşünecek, yaşayacak ne çok şey var. Bir ömür yeterli değil. Gençlikten yaşlılığa giden yıllar da uzun değil. Ölümsüzlüğe ve ebediyete lanet olsun. Elbette bu ikisine sahip olmayı isterdim ama bunlar var olmayan şeyler ve ben toprağın altında çürüyüp giderken hiçbir önemleri olmayacak.
Ah, hayatı ekşi bir elmaymışçasına dişliyor, dişliyorum. Kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyorum onunla, mutlu oluyorum. Peki mutlu olmak nedir? Durmaksızın süregiden bir şey. Benim yaptığımdan daha iyi bir şey var, ilerlemenin makul hayaliyle kışkırtılarak ilerlemenin yollarını bulacak, kendimi daha fazlası, daha fazlası için -- öğrenmek için kamçılayacağım. Daima.