Avrupa tarihi bir kan ve şiddet tarihiydi aslında. Jüpiter yıldızının dünya ile aynı hizada bulunduğu günlerde binlerce insanın kurban edilmesiyle sonuçlanan ortaçağ vahşet ayinleri iyi ki unutulmuştu.
Birçok operasyon Ortadoğu’ya demokrasi ihraç etmek yahut sivil toplumu geliştirmek adına yapılıyordu ama hakikatte Ortadoğu insanının canı cehennemeydi. Bir tanesi bir Amerikalı etmezdi. Yahut tersinden okuyarak bir Hristyian bin Müslümana değişilimezdi.
Batı’nın Yunan mitolojisi üzerinden sağladığı medeniyet üstünlüğünü Sümer’e yahut Bağdat’a, İstanbul’a yahut Tahran’a kaptıramayız. Kaptırırsak dünyayı yönetme erkimiz zaafa uğrar, mağlup oluruz. Sloganımız ‘Doğu asla uyanmamalı, Doğu asla başarmamalı, Doğu asla kendine gelmemeli! Bunun için Doğu devamlı savaşmalı; mümkünse birbiriyle.’
Siz Doğu’dan kastımı şimdilik İslâm olarak da anlayabilirsiniz.
Mezopotamya Müslümanlara bırakılamayacak kadar önemlidir. Bağdat, Şam, Halep gibi şehirlerdeki İslam hafızasının silinmesi, hatta oralardaki İslam büyüklerinin mezarlarının bile toprağa karıştırılıp kaybedilmesi için uğraşan insanlar ve milletler yeterince vardır.