Cellatların idam etmeye geldiğini gören Esedabadi (haşhaşi) onlara şöyle demişti;
-Tamam beni öldürdünüz, peki ya kaledekiler, onları nasıl öldüreceksiniz?
Evinden dışarı korumasız adım atacak cesareti olan tek bir kumandan yoktu, hepsi kıyafet altına zırh giyiyordu. Sultan Berkyaruk’un üst rütbeli subayları, suikast korkusundan sultanın huzuruna bile silahla çıkabilmek için izin istemişlerdi.
Rivayete göre Ömer Hayyam, Hasan Sabbah ve  Nizamülmülk aynı hocanın öğrencileriydi. Kendi aralarındaki anlaşmaya göre hangisi başarı ve servet kazanırsa diğerlerine yardım edecekti. Nizamülmülk vezir olunca diğer ikisi ona bu sözünü hatırlattı. Nizamülmülk sözünü tutsa da Hasan Sabbah gözünü vezirlik makamına dikince araları bozuldu.
Haşhaşiler bilinenin aksine sadece islam dünyasında etkili olmamıştır. Avrupada işlenen bazı siyasi cinayetlerde de izlerine rastlanmıştır. 1158 yılında Milano’da, 1195’te Fransa’da Haşhaşiler yakalanmıştır.
Sabbah bir hükümdarın katlini emredeceği zaman fedaisine şöyle diyordu;
- ` Gidip onu öldüresin. Döndüğünde meleklerim seni Cennet’e taşıyacak. Şayet ölürken bile seni almaları için meleklerimi göndereceğim. ‘
Şeyhin cennetine kavuşma arzusuyla yanan fedailerin göze alamayacağı hiçbir tehlike yoktu.