Günümüzde gençlerin ateizme yönelmeleri çokça tartışılan bir konu. Ne oluyor da gençler, dinde bulamadıklarını ateizmde buluyorlar? Bence bu kayışın en önemli nedeni doğru inançla kurulamayan akıl ilişkisi. Çoğu insan dini öğrenmeyi çok küçük yaşlarda aile ortamında başlıyor. Fakat bu öğrenilen din daha çok duygusal, kalbe hitap eden kısmen de masalsı oluyor. Neden bir dine inanmalıyım, inanç bana ne katacak gibi sorgulamaların cevabı pekte anlatılmıyor. Anlatılmayı geçtik çokta insan bu soruların cevabını aramıyor. Kalpte kalan inanç, akla ulaşmayınca bir süre sonra kopuşlar gerçekleşiyor ve insan inançsızlığa doğru sürükleniyor. Şunu bilmeliyiz ki sağlam bir inanç elde etmek büyük emek istiyor. Bol bol okuyup araştırarak kendi kişiliğimize uygun bir din anlayışı inşa etmek zorundayız. Başkalarından aldığımız inanç kültürü ne üstümüze tam oturuyor ne de uzun süre taşıyabiliyoruz. Oturduğunuz yerden inançlı olacağımızı düşünüyorsak da bir kez daha yanılıyoruz. Doğru inanç konusunda aklımızı bol bol beslemeli, sorgulamayı ve şüphe etmeyi hiçbir zaman bırakmamalıyız. O zaman göreceğiz ki inanç bir külfetten ziyade huzura götüren bir yol olacak. O'nsuz olunca susamaktan kendimizi alamayacağız. Bu doğrultuda "Arzulardan Allah'a" kitabının doğru inanç inşa etme yolunda bir kilometretaşı olduğuna inanıyorum. Masallar, efsaneler anlatmak yerine düşünen bireyleri ikna etmek üzerine kurulmuş. Taslaman, arzulardan yola çıkarak Allah'a giden yolu felsefi bir yolla açıklamaya çalışıyor. Her arzunun bir objesi olduğunu öne sürerek altı temel arzumuzu ele alıyor; yaşam, korkuların giderilmesi, mutluluk arzusu, gaye arzusu, şüpheden uzak bilgi edinme arzusu ve başkaları tarafından iyi davranılma arzusu. Örneğin, her arzunun bir objesi var derken yaşamın objesi olarak da ahiret