Çok konuşmak fikri dağıtır. İnsanlar sessizlikten ve düşünmekten kaçarlar. Bu durumda Allah'ı nasıl idrak edecekler? Allah'ın adını derin düşünme ve sessizlik içinde idrak etmeden, içlerinde
onu bulamadan ananlar, ancak isimsiz bir şeye seslenmiş olurlar.
Bilmediğini inkar etmek, insanın doğası gereğidir. Öyleyse insanoğlu niye kendini inkar etmiyor? Yine sadece duyu organlarıyla bilgilenmeye çalışması, insanın cehaletindendir. Oysa bu organlar,
işin gerçeğini kavrayamaz. Duyu organlarının algıladığı her şey kapalı ve sınırlıdır, aldatıcıdır; algıladığı her şey aldatıcıdır. Göze, kulağa, ele, buruna ve dile dayanmayan duyular ise insanların
anlayışına göre kuruntu ve karışık düşlerdir. İnsanoğluna gönül gözünün etten ve kandan olmayan bir kulağının olduğunu; derin düşünme ve sessizlik sayesinde gözünün görmediğini görebileceğini, kulağının duymadığını duyabileceğini söylesen, sana ahmak
ve deli der.
Ona ne cevap verseydim? Ona, hayatta başkalarının cebinden kendi cebine para aktarmaktan başka bir düşüncesi olmayan bir insana, yıldızları temaşa ettiğimi mi söyleseydim? Yıldızları ve dalgaları
seyretmenin, kahve pişirip müşterilere vermek ve onlardan para almaktan daha iyi olduğunu nasıl anlatabilirdim?