“İnsan denen mahlukun en önemli niteliklerinden biri unutmaktı. İyiliği de kötülüğü de, acıyı da mutluluğu da, korkuyu da sevinci de unuturlardı. O yüzden aynı hataları tekrarlarlardı. Evet, işte böylesine aptal bir canlıydı insan.”
Gerçekte zayıf, çaresiz ve acınası yaratıklar olmalarına rağmen, kısa yaşamlarını yere göğe sığdıramazlardı. Oysa kasvetli şehirlerde sefillik içinde geçen basit bir serüvenden başka bir şey değildi yaşamları.
“Ama insan denen o ölümlü mahluk, her türlü belanın, her türlü melanetin kaynağıydı. Kahramanına da, hainine de, cesuruna da, korkağına da, yaratıcısına da, yıkıcısına da, asla güvenilmezdi. Birbirlerine yaptıkları kötülükler yetmezmiş gibi, kurdundan kuzusuna, çiçeğinden ağacına her türlü canlıya zarar vermekten çekinmezlerdi.”