Durduk yerde sürekli:
"Afiyet, afiyet..." deyip durmasıyla meşhur bir sufi vardı.
Günlerden bir gün kendisine:
"Neden hep böyle deyip duruyorsun?" diye sordular. Adam:
"Ben eskiden hamaldım" diyerek anlatmaya başladı: "Bir keresinde çok ağır bir un çuvalını yüklenmiştim, istirahat etmek için çuvalı bir yere koydum. O sırada:
'Ya Rabbi! Her gün bana çalışmadan iki ekmek versen onunla yetinirdim' dedim.
Tam bu esnada kavgaya tutuşmuş iki adam gördüm. Aralarını bulayım diye koştum, yanlarına vardım. Kavga edenlerden biri diğerine vurmak için eline aldığı şeyi benim başıma vurdu, yüzümü kanattı.
Bu sırada zaptiyeler geldiler ve bu iki kişiyi yakaladılar. Kana bulanmış bir vaziyette görünce, bu da kavgacılardan diye beni de yakalayıp zindana attılar.
Zindandayken bir gece rüyamda bir adamın bana şöyle seslendiğini duydum:
'Yorulmadan her gün iki ekmek bana yeter demiş, fakat afiyet istememiştin. Al işte, Allah istediğini verdi.'
Bu sırada uykudan uyandım ve:
'Afiyet isterim, afiyet!' demeye başladım. Derken zindanın kapısının çalındığını ve:
'Hamal Ömer nerede?' diye bağırıldığını duydum. Biraz sonra beni zindandan dışarı çıkarıp serbest bıraktılar. İşte o günden beridir, Rabbimden hep afiyet istemekteyim..."