Arzunuzun ne olduğunu nereden bilirsiniz? Bir şeye ihanet ettiğinizde kendinizi suçlu hissediyorsanız o şey arzudur; burada söz konusu olan başkasına değil de kendinize ihanet etmenizdir. Hatta Lacan için suçluluk duygusunun kaynağında, kendine ihanet, insanın arzusunun peşini bırakmak suretiyle kendine ihanet etmesi yatar. Acımasızlık konusunda başarısızlığa uğradığımız için acı çekeriz.
Bilinçdışı fantazi dünyasında yaşayan "haz beni" her tür bilgiyi haiz tatminkar bir hedonist, "gerçeklik-beni" ise bir pragmatisttir. Bir başka deyişle, tatmin her zaman için fantazi dünyasında zaten gerçekleşmiş olur. Dolayısıyla, en azından bilinçdışı düzlemde, tatminlerimizden daha emin olduğumuz başka bir şey yoktur. Diğer bir deyişle, Freud yaşayacağımız tatminin sürpriz olmaması için ne kadar çok çaba sarf ettiğimizi belirtir.
Verdiğim üç (savaş sonrası) örnekte de belirlenimciliğin yıkımı söz konusudur. Ve bu da çelişkili bir biçimde, geçmişe yönelik bir alimi mutlaklık varsayımı aracılığıyla yapılır. Geçmişle ilgili her şeyi biliyormuş numarası yapamayanlar onu tekrar etmeye mahkumdurlar. Geride bıraktığımız şey hakkında mutlak bilgi sahibiymiş gibi yapmadan çıkıp gidemeyiz ve bu da her şeyden öte peşinde olduğumuz tatminin mutlak bilgisidir. Yazmayı, konuşmayı, şarkı söylemeyi içeren sözlü sanatlar alimi mutlaklık sanatlarıdır. Sadece kelimelerle alimi mutlak olunur. Ve alimi mutlaklık, göreceğimiz üzere, tatminin düşmanı, sabotajcısıdır.