İlayda

İlayda
@acrlyda
Sıkıntı insan olmanın meslek hastalığıdır.. Rollo May
"Bilgi bizi tercih yapmamız için önümüze daha çok seçenek koyarak değil, imkansız şeylere kalkışıp hüsrana uğramamızı engelleyerek özgürleştirir." İmkansız şeylere kalkışmanın yaratacağı hüsran, neyin mümkün olduğuna dair bilgimizden ziyade hüsrana dair bilgimize bağlı olabilir. İmkansız bir şeye kalkışmanın hüsran yaratacağı kesindir; peki iş istemeye gelince, neyin mümkün olduğuna dair özgürleştirici bir bilgi mevcut mudur? İmkan sadece deney ve risk yoluyla doğar.
Sayfa 34 - Metis Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam
Psikanalizin anlattığı hikayeye göre, hüsran duygusu hissetmezsek gerçekliğe ihtiyaç duymayız ve gerçeklikle başa çıkmak için gerekli araçlara sahip olup olmadığımızı keşfedemeyiz. İnsanlar bizi hüsrana uğratarak gerçeklik kazanır; hüsran duygusu yaratmadıkları müddetçe fantazi figürleri olarak kalırlar. Hikayede aşağı yukarı şöyle denir: Başkaları bizi kafi ölçüde hüsrana uğratırlarsa bizim için gerçeklik kazanır yani karşılıklı bir şey alıp verebileceğimiz insanlara dönüşürler; fazla hüsrana uğrattıklanndaysa fazlasıyla gerçeklik kazanıp eziyet çektirmeye başlar ve zarar verme ihtiyacı duyduğumuz insanlara dönüşürler. Bizi çok az hüsrana uğratanlar idealize edilir, hayali karakterlere dönüşür ve arzu duyduğumuz insanlar olurlar; çok fazla hüsrana uğratanlarsa şeytani bir kimlik kazanıp kabusa dönüşürler. Ve diyebiliriz ki bunlar dünyayı katletmenin iki ayrı yoludur: etkisiz kılmak ya da gerçekdışı hale getirmek. Ölçülebilir bir şey söz konusu olsaydı, psikanalizin önerdiği iyi yaşam yalnızca kafi ölçüde hüsran yaşanan bir hayattır diyebilirdik. Gelin görün ki hüsran -tıpkı Lear'ın krallığı gibi- ölçülüp biçilemeyen bir şeydir. Fakat anlaşılan o ki hayatımızı meydana getiren de hep yanlış türde hüsranlardır; her birimizin bir şeyin çok azı ve çok fazlası karşısında nasıl bir tavır aldığı burada belirleyici bir etkendir. Lear'ın dediği gibi, "Ne garip bir değişimi var muhtaç olmanın" (IIl.2). Hüsranın trajik çözümleri vardır.
Sayfa 32 - Metis Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Freud erotik yaşamla ilgili ünlü bir beyanında, bir nesnenin keşfinin her zaman yeniden keşif olduğunu söyler. Ama Freud aynı zamanda -daha sonraki psikanalistleri de etkileyerek- bu kaybedilen ve bulunan nesnelerin gerçekliğini de sorgular. Bu nesneye asla sahip olmamış olabileceğimizi ve onu geri kazanmamızın mümkün olmayabileceğini ima eder, hatta açıkça söyler. Aradığımız ve hiç var olmadığı için asla yeniden bulamayacağımız nesne ya da insan, arzu ettiğimiz şeydir. Bir başka deyişle, hüsran hissine bulduğumuz ilk yalancı çözümden -yaşamaktan korktuğumuz hüsranı hissetmemize engel olacak ideal bir arzu nesnesi yaratmaktan- asla kurtulamayız. Kafamızdaki ideal insan, gerçek insanlarla gerçek ilişkiler içine girmekten kaçış noktamız olur.
Sayfa 25 - Metis Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Aşık olmak, tutkunuzu bulmak, sizi neyin hüsrana uğrattığını tespit etme, tasvir etme ve ortaya koyma girişimleridir. Bu açıdan her zaman neye ihtiyaç duyduğumuzu, Lacan'ın terminolojisiyle neyin eksik olduğunu bulma ve anlama çabası içindeyizdir. Peşine düştüğümüz kökenler hüsranın kökenleridir.
Sayfa 24 - Metis Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Stanley Cavell, Kral Lear üzerine kaleme aldığı muazzam yazısında ("Sevgiden Doğan Sakınım") şöyle der: "Tragedyayı doğuran şey, dünyanın bizi değişime maruz bırakmasına izin vermektense onu katletmeyi yeğlememizdir." Başkalarının bizi değiştirmesine müsaade etmektense her şeyi yok etmeyi yeğleriz, zira hayatımızın başında birtakım insanların bizi nasıl değiştirdiğine dair güçlü hatıralarımız vardır .
Sayfa 18 - Metis Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam