"KENDİN OL" BELKİ DE DÜNYADA en çok verilen öğüttür ama bu öğüde uymak çoğu zaman kolay değil hatta imkânsız. Yaşadığınız dönemde suç sayılan cinsel kimliğiniz ve cinsel yöneliminiz yüzünden yaftalandığınızı düşünün. Örneğin, 1830'larda Almanya'da ergenlik dönemini yaşayan bir delikanlıyken, yalnızca erkekleri çekici bulduğunuzu şüpheye yer bırakmayacak şekilde anladığınızı düşünün. Belki de bunu saklamak ya da inkâr edip duygularınızı bastırmak isterdiniz. Ailenize söylemeniz söz konusu olamazdı. Karl Heinrich Ulrichs de annesiyle babasına (Platon'un Sempozyum'undan bulduğu bir tabiri kullanarak) Urning olduğunu söylemek için 1862 yılını, otuzlu yaşlarının sonlarına gelmeyi beklemiş. Bu adımı attıktan sonra bir sonraki daha büyük adımı da atmış. Cinsel devrim gereksinimiyle ilgili yazılar yazmaya başlamış. İlk başta kimliğini gizlese de, çok geçmeden kendi adını kullanmaya başlamış. Eşcinselliğin bilimsel açıdan anlaşılması gerektiğini savunması yüzünden baş kanunlarla sürekli belaya girdiği halde yazmaktan vazgeçmemiş. Münih'te Alman Hukukçular Kongresi'nde kürsüye çıkmış ve bütün sataşmalara rağmen eşcinsellik karşıtı yasaların yürürlükten kaldırılmasını talep etmiş, Bugün eşcinsel haklarının temelini atan kişi olarak tanınan Ulrichs hiç de kolay bir hayat yaşamamış. Vermeye çalıştığı mesaj, yürüttüğü kampanya, hatta sırf varoluşu bile şiddetli bir karşıtlığa yol açmış. Saksonya'da, Berlin'de ve bütün Prusya'da kitapları yasaklanıp polis tarafından toplanmış. Buna rağmen yılmadığı gibi yalnızca eşcinsel haklarını savunmakla da kalmamış (Hano- ver'in ilhak edilişinin ardından Prusya'nın egemenliğine muhalif olduğu için bir ara hapse de girmiş). Derken sağlığı bozulduğu için İtalya'nın güneyine taşınmış ve orada sağlığına tekrar kavuşarak yazmayı, yazdıklarını