• Çekilmez bir adam oldum yine :
    uykusuz, aksi, nalet.
    Yine her seferki gibi haksızım.
    Sebep yok,
    olması da imkansız.
    Bu yaptığım iş ayıp
    rezalet.
    Fakat elimde değil
    seni kıskanıyorum
    beni affet ...

    Nazım Hikmet Ran
  • Küçük Johnny kasabanın papazının oğluydu. Bir gün öğretmeni sınıfa büyüdüklerinde ne olmak istediklerini sordu.


    Sıra ona geldiğinde Johnny, "Ben tıpkı babam gibi papaz olmak isterdim," dedi.


    Öğretmen onun bu kararlılığından etkilenmişti ve böylece ona niye papaz olmak istediğini sordu.


    "Şey," dedi çocuk düşünceli bir tavırla, "madem Pazarları zaten kiliseye gitmek zorundayım, dedim ki oturup dinleyeceğime bari kürsüye çıkıp bağıran ben olayım."
  • BİRİNCİ MEZARCI
    (Türkü söyler.)
    Yıllar geçti sinsice sezdirmeden
    Yaşım büktü belimi
    Attı beni karaya denizlerden
    Bir var bir yokmuş gibi.
    (Bir kafatası çıkarır atar.)
    HAMLET
    Bu kafanın bir dili vardı içinde, türkü söylerdi bir zaman. Herif nasıl kaldırıp atıyor şimdi yere, Kabil'in eşeğinin çene kemiğiymiş, ilk cinayetin aletiymiş gibi. Belki de bir politikacının kafatası bu hayvan herifin fırlatıp attığı. Oysa adam sağlığında kendini Tanrı'dan daha akıllı sanmış olabilir,olamaz mı?
    HORATIO
    Hem de nasıl efendimiz!
    HAMLET
    Ya da bir dalkavuk saraylının:"Ah canım efendim, günaydın efendimiz, afiyettesiniz inşallah efendimiz?" diye diller dökerdi .Falan lordumuzun atını, belki hediye eder diye öve öve bitiremeyen falanca lordumuzun kafası olamaz mı?
    HORATIO
    Olabilir.
    HAMLET
    Neden olmasın? Evet ya! Ama şimdi kurt sultanların emrinde, bu çenesiz,tepesini mezarcı küreği delmiş kafa. Ne yaman bir devrim bu, gören göz için. Bu kemikler böyle ayak altında olmak için mi bunca nimetlerle beslendi? Kemiklerim sızlıyor, düşündükçe.
    BİRİNCİ MEZARCI
    (Türkü söyler.)
    Kazma kürek, bir iki kazma kürek
    Beş arşın kefen bezi
    Çamur içinde bir delik,bir tümsek
    Budur bekleyen bizi.
    (Bir başka kafatası çıkarıp atar.)
    HAMLET
    Bir tane daha. Bu da niçin bir avukatın kafası olmasın? Nerede şimdi o kanun cambazlıkları, söz perendeleri, maddeler, fıkralar, mıkralar? Nasıl katlanır bu kaba herifin tepesine çamurlu küreğini indirmesine? Neden bir dava açmıyor hemen?
    (Kafatasını eline alır.)
    Bu hazret büyük bir toprak bezirganı olabilir; ilamlar, senetler, ipotekler, intikal muameleleri, temliknameler içinde yüzerdi. Bütün o senetli sepetli dalaverelerin, o kanuna uygun hinoğluhinliklerinin bu kurnazoğlukurnaz kafaya kazandırdığı şu içindeki bir avuç pislik mi olacaktı? Çifter çifter sağlama bağladığı kefiller, kefaletler şimdi ona, elde ettiği bunca topraklardan, enikonu iki senetlik bir yerden fazlasını sağlamış olmayacaklar mı? Tapu kağıtları bile zor sığar bu kutunun içine. Demek sahiplerinin de yalnız bu kadarcık yeri kalacaktı ha?
  • 280 syf.
    ·4 günde·Puan vermedi
    Zeze, benim gözlerimde kalan yaşım. Canım Zeze'm artık büyüdü ve yüreği hep buruk. Zeze sevgiye aç. Gerçekte bulamadığı ilgiliyi, şefkati, sevgiyi hayallerinde yaşadı hep. Zeze kocaman bir düğüm kursakta kalan. Tek bir gün gerçekten baba sevgisi görmemiş kırık kalp o. Baştan aşağı hayal kırıklığı benim küçük Zeze'm..
    Daha 12 yaşındayken ölmeyi deli gibi isteyen ama bir o kadar da umudu olan benim cesur Zeze'm. Ben seni çok seviyorum, hayallerini çok seviyorum, yüreğini çok seviyorum. Hani sordun ya " büyükler güneşi nasıl uyandırır? " diye seni anlayan herkes güneşi uyandırabilir anlıyor musun? Seni hisseden herkes güneşi uyandırabilir! Sen yüreğinde yıllarca Adam'ı taşıdın. Sen güneşi uyandırdın. Bizde seni yüreğimizde taşıyoruz seninle güneşi her sabah uyandırıyoruz. Ve biliyorum Zeze sen ağlayan kimseye kıyamazsın bu yüzden yüreğimizi bırakmazsın.. Seni sonsuzluk kadar seviyorum çünkü yüreğimdesin ve yürekler ölmez küçüğüm.
  • Homeros'un dizelerinden biriyim ben
    Yabancı değilim ki
    Sen hiç şiir okudun mu
    Yürüyen karların altında kaldın mı hiç
    Bilirsin tüy gibi soğuğun süzülerek uçtuğunu
    Parmak uçlarında salınan bir elbisenin içinde
    Ne de derinden biri diye geçirirsin içinden
    Ah güzel adam
    Sevişmek nedir ki
    Bilmiyorum ben
    Heyecanla soluduğunda yalın yalnız bir adı
    Asıl bakirelik değil midir o tını
    Çanların yükseldiğinde tapınaklarında
    Yalan söylemez mi sana içindeki azgın rahip
    Çekmez mi seni çalıların altlarına
    Korumaz mı seni yolundaki ürkütücü suallerden
    Yalan söylemez mi sana içindeki azgın rahip
    Eriyen saatlerin silik zamanlarını
    Arsızlaşmaz mısın bir çocuğun süt beyazı saflığından
    Korkaksın sen
    Korkak bir adamsın
    Baldırlarındaki sızı neyin nesi sanarsın
    Arzunun mu, tutkunun mu?
    Tüm iflahını sapkın ibadetlerin keser
    Oysa sen tanrı gökte sanar durursun
    Tanrı ne gökte olmalı, ne yerde
    Ne de bozduğun bir saflığın günahında
    Tanrı senin içindedir
    Ve ona ihanet eden şeytanında peşinde
    Ah güzel adam
    Senin ellerin büyük bir vicdansızlığa çivilenmiş
    Meryem boğazından geçen tutulamaz iniltileri doğurmuş
    Denizciler artık çekemezler kabus gibi çökmüş derinliklerindeki çapayı
    Damağına batan bıçaklar
    Eksiltemez bir kadının tadını
    Ah güzel adam
    Sen ne büyüleyici günahlar işledin öyle
    Serpilmemiş bir tenin okşandığı gün, sabahlar ağırana kadar orada değil miydin
    Duygular harlandığında
    Akıllar kızıştığında
    Tüm kainatı öfke dolu çığlıklar kapladığında
    Ah güzel adam
    O çığlıkların besteleri sana ait
    Kendi müziğini de mi tanımadın
    Bu akşam herkesten saklamak zorunda olduğun o sır
    Kıvrandırıcı kahkahalar atıyor balerinlerin pileli eteklerinde
    Keman yayları
    Çıplak sırtlar gibi geriliyor üstüne
    Seninse kaçacak hiçbir yerin yok
    Kırık sandalyeleri bilir misin sen
    Onların üzerinde geziniyor tüm yaşanmışlıklar
    Her an asılı kalacakmışçasına
    Ölümün korkusuyla dans ediyor ayaklar
    Ah güzel adam
    Bana neden dokundun
    Alevlerde yıkanayım mı şimdi bu pislikle
    Ruhum çıktığında beslendiği yerden
    Açlıktan kokan nefesi dolmuştu ağzımın içine
    Sana da o kadar oluyor mu
    Ah güzel adam
    Dilerim sonsuza kadar pişmanlıkla bağışlan.
  • Biliyorum sana giden yollar kapalı
    Üstelik sen de hiçbir zaman sevmedin beni

    Ne kadar yakından ve arada uçurum;
    İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi

    Uyandım uyandım, hep seni düşündüm
    Yalnız seni, yalnız senin gözlerini

    Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
    Ben artık adam olmam bu derde düşeli

    Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya
    Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki

    Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi
    Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği

    Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;
    Hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki

    Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor
    Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini

    Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;
    Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri

    Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım
    Bu böyle pek de kolay değil gerçi...

    Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;
    Bunun verdiği mutluluk da az değil ki

    Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,
    Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki

    İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,
    Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:

    Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu
    Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri.