Yaşam olağanüstü karmaşık bir fenomen olmakla birlikte, yaşam ilkesi şaşırtıcı derecede basittir. Yaşam, zincir benzeri belli moleküller (dünya örneğinde nükleik asitler) üzerinde sürekli kopyalanma, mutasyon, karmaşıklaşma ve seçilim döngüsü sonucu ortaya çıkan bir kimyasal tepkimeler ağıdır. Başka kimyasal sistemlerin de bu özelliği sergileyebilmeleri mümkündür; ama şimdiye kadar bu olasılık deneysel olarak araştırılmamıştır. Bu durumda yaşam, kendilerini kopyalayabilen belli kimyasal sistemler üzerinde işleyen üstel büyümeden kaynaklanan kimyasal sonuçlardan başka bir şey değildir.
Karmaşıklık, yaşam fenomeninin ne nedeni ne de temelidir; karmaşıklık yaşamın sonucudur. Karmaşıklık kopyalanmayı değil, kopyalanma karmaşıklığı getirdi. Yaşam yapbozunun parçalarının sonunda bir araya getirilebilmesini sağlayan, otokatalitik sistemlerle ilgili uzun süredir var olan temel kuramsal fikirlerin kendilerini kopyalayabilen basit sistemler ve oluşturdukları ağlarla ilgili yakın tarihli çalışmalardan gelen sonuçlarla birleştirilmesi oldu.
Evrimin itici gücü, zaman zaman dile getirildiği gibi doğal seçilim değildir. Doğal seçilim bir itici güç değil bir dümendir; adından da anlaşılabileceği gibi yalnızca seçer.
Yaşamın özünü anlayabilmek için yapılması gereken, yaşamın bireysel veçhesine değil popülasyon veçhesine odaklanmaktır. Yaşam evrimsel bir olgudur ve evrim bireyler üzerinden değil popülasyonlar üzerinden işler.
Macar kimyacı Tibor Ganti, otuz beş yıl önce şu tespitte bulunduğunda sorunun farkına varmıştı: "Canlı sistemler başat olarak sistemi oluşturan maddelerden değil, özgün organizasyon biçimlerinden kaynaklanan özelliklere sahiptir. "