• İnsanoğlunun hayal gücü geliştikçe ölüm korkusu artmıştır
  • (Rabbin sana [çok nimet] verecek, sen de razı olacaksın!) [Duha 5]

    (Allah ve melekleri, Nebiye salevat getiriyor, iman edenler, siz de salevat getirin.) [Ahzab 56]

    (Resullerden kimisini kimisine üstün kıldık.) [Bekara 253]

    (Nebilerden bazısını bazısından üstün kıldık.) [İsra 55]

    Son iki âyet-i kerime de, peygamberlerden bazısının, diğerinden üstün olduğunu göstermektedir. Bir hadis-i şerifte de, (Beni insanların en iyisi bilmeyen kâfirdir) buyuruluyor. (Hatib)

    Allahü teâlâ, bütün peygamberlere (Ya Âdem, Ya Musa, Ya İsa) diyerek ismi ile hitap ederken, Muhammed aleyhisselama, (Ya eyyühennebiyyu, ya eyyüherresul) diye özel hitap ediyor. Bu hitap şekli de Onun diğer peygamberlerden üstün olduğunu göstermektedir.

    Fatiha suresinde bildirdiği gibi Allahü teâlâ (Âlemlerin Rabbi)dir. Resulullah da âlemlerden üstün olduğu için, (Rabbüke), (Rabbike) yani (Senin Rabbin) buyuruluyor. (Bekara 30, Saffat 180)

    Fetih suresinin, (Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Resulünü hidayet ve hak din ile gönderen Odur) mealindeki 28. âyeti de Resulünün en üstün olduğunu göstermektedir. Resulullah, her peygamberden üstün olduğu gibi, eshabı da diğer eshabdan, ümmeti de diğer ümmetlerden üstündür.

    Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
    (Muhammed [aleyhisselam], Allah’ın peygamberidir, Onunla birlikte bulunanlar [Eshab], kâfirlere karşı şiddetli ve birbirlerine karşı merhametlidir.) [Feth 29]

    (Mekke’nin fethinden önce Allah için mal veren ve savaşanlara, fetihten sonra verenlerden ve savaşanlardan daha yüksek derece vardır. Bunların dereceleri eşit değildir. Hepsi için Hüsnayı [Cenneti] söz veriyorum.) [Hadid 10]

    (Allah, hepsine hüsnayı [Cenneti] vaad etmiştir!) [Nisa 95]

    (Muhacir ve Ensar ile iyilikte onların [Eshabın] izinden gidenlerden Allah razıdır, onlara Cenneti hazırlamıştır.) [Tevbe 100]

    Musa aleyhisselam, bu ümmetin faziletini Tevrat’ta okuyunca, (Bu hayırlı ümmete beni peygamber olarak gönder) diye dua etti. Cenab-ı Hak da, (Onlar Ahmed’in ümmetidir) buyurdu. Hazret-i Musa (Ya Rabbi, Ahmed’in ümmeti için bu kadar nimet ihsan ettin, beni de onun ümmetinden eyle) diye dua etti. Hazret-i Musa gibi büyük bir Peygamberin, bu ümmetten olmayı istemesi, Muhammed aleyhisselamın ve Onun ümmetinin üstünlüğünü göstermektedir. (Tenvir)

    İncil’in aslında Muhammed aleyhisselamın vasıfları, üstünlükleri yazılıydı. Bunları bilen İsa aleyhisselam da, Musa aleyhisselam gibi, Muhammed aleyhisselamın ümmetinden olmak için çok yalvardı, dua etti ve bu duası da kabul oldu. Allahü teâlâ, Onu diri olarak göğe yükseltti. Kıyamete yakın tekrar yer yüzüne inecek, Muhammed aleyhisselamın dinine uyacak ve onu yayacaktır.

    Bu ümmetin üstünlüğünü bildiren bir hadis-i şerif meali de şöyledir:
    (Allahü teâlâ, bu ümmeti şu üç hâlden emin etti:
    1- Bu ümmete Peygamberiniz, [diğer Peygamberlerin kavimlerine yaptıkları gibi] beddua edip de mahvolacak değildir.

    2- Kâfirler, [Ne kadar çok olursa olsun] bu ümmeti mahvedecek kadar galebe edemez.

    3- Bu ümmet dalâlet üzerinde [sapık bir yolda, sapık bir mezhepte] birleşmez. Allah’ın rahmeti [salih] cemaatle beraberdir. [Salih] Müslümanların çoğunluğuna tâbi olun. Böyle Müslümanların çoğunluğundan ayrılan Cehenneme gider.) [Ebu Davud]

    Cennet ehlinin yarısı
    Sual: Hazret-i Âdem’den beri binlerce peygamber, binlerce millet geldi. Onların içinde de iman edenler, Cennete gidecekler vardır. Cennette bizim peygamberimizin ümmeti mi daha çoktur, yoksa diğer peygamberlerinki mi?
    CEVAP
    Diğer peygamberlere inanan kimse çok az oldu. Hatta birçok peygambere bir kişi bile iman etmedi. Mesela Yahudiler, Hazret-i Musa’ya çok eziyet ettiler. Hazret-i İsa’yı öldürmeye kalktılar. Sonra gelenleri, bin Peygamberi şehit etti. Onun için diğer peygamberlerin iman eden ümmeti az idi. Kıyamete kadar Peygamber efendimize iman edenlerin, diğer peygamberlere iman edenlerin toplamı kadar olduğu bildirilmiştir. Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
    (Siz, ehl-i Cennetin yarısını teşkil edersiniz. Cennete ise Müslümandan başkası girmez. Siz ise müşriklere göre siyah öküzdeki beyazlık kadar veya kırmızı öküzdeki siyahlık kadarsınız.) [Buhari]

    Bu hadis-i şerif de Peygamber efendimizin ümmetinin, diğer peygamberlere iman eden ümmetlerin toplamı kadar olduğunu göstermektedir.

    Kâinatın efendisi
    Sual: Peygamber için, niye kâinatın efendisi deniyor, kâinatın efendisi ve tek hâkimi, onu yaratan Allah değil midir? Peygamber de olsa, bir insanı bu kadar yüceltmek uygun mu?
    CEVAP
    Kâinatın efendisi demek, yaratılmışların en üstünü demektir. Peygamber efendimizi öven, yücelten bizzat Allahü teâlâdır. Üç âyet-i kerime meali şöyledir:
    (Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik.) [Enbiya 107]

    (Senin için bitmeyen, sonsuz mükafat vardır. Elbette sen en büyük ahlak üzeresin.) [Kalem 2-4]

    (Biz seni bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik; fakat insanların çoğu bunu bilmez.) [Sebe 28]

    Hiçbir Müslüman, âlemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber efendimizin övülmesinden rahatsız olmaz. Rahatsız olmak Müslüman olmamanın alametidir.

    Âlemlerin peygamberi
    Sual: Peygamberimiz, dinli-dinsiz, zenci-beyaz, dünyada yaşayan herkese mi peygamber olarak gönderildi? Cinlerin peygamberleri ayrı mıdır?
    CEVAP
    Peygamber efendimiz, Âdem aleyhisselam yaratılmadan önce de peygamber olup bütün insanlara gönderilmiştir. İlk yaratılan, Peygamber efendimizin ruhuydu. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
    (Ben yaratılış yönüyle peygamberlerin ilki isem de, hepsinden sonra gönderildim.) [İ. Gazali]

    İki âyet-i kerime meali de şöyledir:
    (De ki: Ey insanlar, ben Allah'ın hepinize gönderdiği resulüm.) [Araf 158]

    ([Ey Resulüm!] Biz seni bütün insanlara [Cenneti] müjdeleyici ve uyarıcı [çeşitli azapları haber verici] olarak gönderdik, fakat insanların çoğu bilmez.) [Sebe 28]

    Hâlbuki diğer Peygamberler, kendi milletlerine gönderilmişti. Bir âyet-i kerime meali:
    (Biz, her resulü, bulunduğu kavminin diliyle gönderdik ki, onlara apaçık anlatsın.) [İbrahim 4]

    Bir hadis-i şerif meali:
    (Her peygamber yalnız kendi kavmine geldi, ben ise bütün insanlara gönderildim.) [Buhari, Müslim, Tirmizi, Nesai]

    Resulullah efendimiz, insanların olduğu gibi cinlerin de peygamberidir. Kur'an-ı kerimde, (Âlemlere uyarıcı olması için...) buyuruluyor. (Furkan 1)

    Bütün müfessirler, ("Bütün âlemlere" ifadesine, cin taifesi de dâhildir) buyuruyorlar. Âlem, Allah'tan başka her şeye, her mahlûka denir. Bunun için birçok âlim, Peygamber efendimizin meleklere de gönderildiğini söylemişlerdir. Üç âyet-i kerime meali şöyledir:
    (Kur'anı dinleyecek cinlerden bir takımını sana yöneltmiştik. Onlar Kur'anı dinlemeye hazır olunca, birbirlerine susun dediler. Kur'anın okunması bitince, her biri birer uyarıcı olarak milletlerine döndükleri zaman dediler ki: "Ey kavmimiz, biz Musa'dan sonra indirilen, kendinden öncekileri doğrulayan, gerçeği ve doğru yolu gösteren bir kitap dinledik. Hepiniz Allah'ın davetçisine [Muhammed aleyhisselama] uyun ve Ona iman edin ki, Allah da günahlarınızı bağışlayıp sizi acı bir azaptan korusun.") [Ahkaf 29, 30, 31]

    Âlemlere rahmet
    Sual: (Yaratılması ve kendisi değil, sadece peygamberliği rahmettir) denilerek, Enbiya suresinin, (Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik) mealindeki 107. âyetinin, (Âlemlere bir rahmet olmak için, seni elçi gönderdik) diye tevil edilmesi caiz midir?
    CEVAP
    Asla caiz değildir. (Kendisi değil, peygamberliği rahmettir) denilerek Resulullahın kendisinin, önemli bir şahsiyet olmadığı belirtiliyor. Bir insan, vasıflarıyla değer kazanır. Peygamberliği rahmet olunca kendisi niye rahmet olmasın ki? Peygamberlik sıradan birine mi verilmiş de, böyle söyleniyor? Âyet-i kerimede açıkça, (Seni rahmet olarak gönderdik) buyuruluyor. Kendisi rahmet olarak gelince, peygamberliği de elbette rahmet olur.

    İbni Abbas hazretleri, bu âyetin tefsirinde, (Muhammed aleyhisselam, bütün insanlara rahmettir) buyurmuştur. (Kurtubi)

    Seyyid-ül-beşer (İnsanların efendisi)
    Sual: (Peygamber de bizim gibi insandır, ölünce o da bizim gibi işitmez, Kur’anı getirmekle postacılık görevi bitmiştir) diyen biri, delil olarak da, Müminun sûresinin 33. âyetini gösterdi. Peygamberimiz için böyle söylemek caiz midir?
    CEVAP
    Caiz değildir. O âyet-i kerimenin meali şöyledir:
    (Onun kavminden, kâfir olup âhirete ulaşmayı inkâr eden ve dünya hayatında kendilerine refah verdiğimiz varlıklı kişiler dediler ki: “Bu [peygamber], sadece sizin gibi bir insandır, sizin gibi yer içer. Kendiniz gibi bir insana itaat ederseniz, hüsrana uğrayacağınızda hiç şüphe yoktur.”) [Müminun 33, 34]

    Görüldüğü gibi, (O da bizim gibi veya sizin gibi insandır) sözü kâfirlere aittir. Kâfirlerin sözünü de, ancak mezhepsiz olan söyler. Kâfirler, yiyip içmeyen, melek gibi bir peygamber istiyorlardı. Resulullah efendimiz, elbette cin ve melek değildir. Beşerdir, ama seyyid-ül beşer, yani insanların efendisidir. Âlemlere rahmettir. Bizim gibi değildir, hem resul, hem de nebi olan bir peygamberdir. Kabrinde ölü değildir, işitir ve namaz kılar. Peygamber olmayan insanlarla, peygamber mukayese edilmez.

    Kâinatın efendisi
    Sual: (Kur’anda âlemlere rahmet olduğu bildirilen, Peygamberin kendisi değil, Kur’andır. Kur’anı getirmiş ve işi bitmiştir. Bunun için Peygambere “Kâinatın efendisi” veya “Âlemlerin efendisi” demek küfür olur) diyenler oluyor. Aslında, böyle söyleyerek Resulullah’ı küçümsemek küfür olmuyor mu?
    CEVAP
    Resulullah’ı küçümsemek elbette küfür olur. O, bütün insanların en iyisidir. Bir hadis-i şerifte de, (Beni insanların en iyisi bilmeyen kâfirdir) buyuruluyor. (Hatîb)

    Kur’an-ı kerim Peygamber efendimizin övgüsüyle doludur. Fetih sûresinin, (Bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Resulünü hidayet ve hak din ile gönderen Odur) mealindeki 28. âyet-i kerimesi de Resulünün en üstün olduğunu göstermektedir. Peygamber efendimiz, “sallallahü aleyhi ve sellem” bir millete, bir bölgeye değil bütün dünyaya, bütün insanlara peygamber olarak gönderilmiştir. Sebe sûresinin (Biz seni bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik) mealindeki 28. âyet-i kerimesi bütün insanlara peygamber olarak geldiğini bildirmektedir.

    Enbiya sûresinin, (Biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik) mealindeki 107. âyeti de, bütün insanlar için rahmet olduğunu bildirmektedir. Bunun aksini savunmak din düşmanlığıdır. Peygamber efendimiz, bütün insanların, bütün peygamberlerin yani âlemlerin efendisidir, kâinatın efendisidir. Bu konuda birkaç hadis-i şerif:
    (Ben âlemlerin efendisiyim.) [Beyhekî]

    (Ben bütün insanların efendisiyim.) [Buhârî, Tirmizî, İbni Mace, İ. Ahmed, Darimî]

    (Ben bütün peygamberlerin seyyidiyim, efendisiyim.) [Darimî İ. Neccar]

    (Kıyamette insanların seyyidiyim, efendisiyim.) [Buhârî, Müslim, Tirmizî]

    Peygamber efendimiz “sallallahü aleyhi ve sellem” bunları bildirirken, (Bunları övünmek için söylemiyorum, hakikati bildiriyorum. Hakikati bildirmek benim vazifemdir. Bunları söylemezsem vazifemi yapmamış olurum) buyuruyor.

    Âlemlere rahmet olarak gönderildi
    Sual: Peygamber Efendimiz, sadece insanlara mı yoksa kâinatta bulunan her varlık için mi rahmet olarak gönderildi?
    Cevap: Allahü teâlâ, Muhammed aleyhisselamı âlemlere rahmet olarak göndermiştir. Enbiyâ sûresinin 107. âyetinde mealen;
    (Seni, âlemlere rahmet, iyilik için gönderdik) buyuruldu.

    Ebû Hüreyre hazretleri;
    “Bir gazada, Resûlullah Efendimize, kâfirlerin yok olması için dua buyurmasını söyledik. Cevaben;
    (Ben, lanet etmek, insanların azap çekmesi için gönderilmedim. Ben, herkese iyilik etmek, insanların huzura kavuşması için gönderildim) buyurdu.”

    Resûlullah Efendimizin bütün varlıklara rahmeti, faydası yayılmıştır. Müminlere faydası ise meydandadır. Başka Peygamberlerin zamanındaki inkâr edenlere, dünyada azaplar yapılır, yok edilirlerdi. Muhammed aleyhisselam zamanında ise, iman etmeyenlere dünyada azap yapılmadı. Bir gün Peygamber Efendimiz, Cebrâil aleyhisselama;
    -Allahü teâlâ benim âlemlere rahmet olduğumu bildirdi. Benim rahmetimden sana da nasip oldu mu? buyurunca Cebrâil alehisselam;
    -Allahü teâlânın büyüklüğü, dehşeti karşısında, sonumun nasıl olacağından hep korku içindeydim. Emin olduğumu bildiren Tekvîr sûresindeki 20. ve 21. âyetleri getirince, bu müthiş korkudan kurtuldum, emin oldum. Bundan büyük rahmet olur mu? dedi.

    Muhammed aleyhisselam, "hâtemün nebiyyîn" yani Peygamberlerin sonuncusu ve son Peygamber ve "Seyyidil mürselîn" yani bütün Resullerin en üstünü olarak, âlemlere rahmet ve kıyamet gününün şefaatçisidir. Mahşer günü, bütün insanlara, mahşer azabının kaldırılması için şefaat edecek ve bu şefaati kabul olunacak, mahşer azabı hepsinden kaldırılacaktır. Nitekim hadîs-i şerifte;
    (Kıyamet günü, en önce ben şefaat edeceğim) buyuruldu.

    İmam-ı Rabbânî hazretlerinin babası Abdül-ehad hazretleri;
    “Günlerin uğursuzluğu, âlemlere rahmet olan Muhammed aleyhisselamın gelmesi ile bitmiştir. Uğursuz günler, eski ümmetlerde vardı” buyurmuştur.
  • Yalnızca insan türünün erkekleri, dişilerini öldürür.
    Jack London
    Sayfa 127 - Bordo-Siyah
  • 160 syf.
    ·19 günde·7/10
    Yazarla, Beyaz Diş vasıtasıyla tanışıp yoğun şekilde yavru kurdun gelişimini okuyup çok etkilenmiştim. Ama etkisi uzun sürmeyip ne yazık ki okumasam da bir şey değişmezdi diye biraz hırpaladım sanırım & o kitaptan sonra da bir daha Jack London kitabı almak istemedim derken hooooop: Adem’den Önce.
    Kitabı beğendim öncelikle, bütün yargılarımı kırdım & tekrardan okunacaklara listeme bile ekledim hatta.
    Kitap içeriği; bilmem kaç milyon yıl önce yaşanılanları anlatan bir çocuk var, sıradan bir çocuk da değil üstelik. Rüyalarında ataları vasıtasıyla o çağlara dönüp olayları anlatıyor.
    Rüyasında gördüğü dönemde 3 tip insan var: ağaç insanı (diğerlerine göre daha az gelişmiş), mağara insanı ( orta düzey gelişmiş olanlar), ateş insanı ( diğerlerine göre en gelişmiş & ateşi keşfetmiş olanlar).
    Rüyaları boyunca bu 3 halk tipinin etkileşimlerini & bunların sonuçlarını eğlenceli bir şekilde okuyup bitiriyoruz.
    Yazarın geçmişe yönelik çıkarımlar yaparak ilk ateşi, kullanım alanlarını & ilk savaşı ya da şiddeti betimlemesiyse aşırı derecede hoşuma gitti.
    Bu 3 halkın da en büyük sorunu iletişimde kısıtlı kalmaları. Örneğin; liderlerinin karısına karşı yaptığı davranışını onaylamamalarına karşın ortak bir paydada birleşip harekete geçemiyorlar, haksızlığa direnemiyorlar. Ama burada da yazar Beyaz Diş’ten yaptığım çıkarımla hayvanlara olan hayranlığını, bu kitapta küçük nüktelerle belirtmiş. Karşı müdafaa yapamayan ilkel insan kişilerinin yerine olaya müdahale eden kaplanlar, sırtlanlar mevcut.
    Çok uzun, sıkıcı & yorucu bir kitap değil aksine o döneme gidip hayal etmeye başlıyorsunuz bir süre sonra. Günümüz için çok tuhaf hatta komik olan durumlara karşı sergiledikleri tutumların benzeşmesi ise hayli ironik tabi.
  • Âdem’den Önce
    Alice Harikalar Diyarında
    Altın Gözde Yansımalar
    Altıncı Koğuş
    Amerika
    Amok Koşucusu
    Arayışlar
    Artamonovlar
    Ateş Yakmak
    Ay Işığı Sokağı
    Ay’a Yolculuk
    Ayaktakımı Arasında
    Babaya Mektup
    Bahçede Eğlence
    Bahçede Eğlence Ciltli
    Ben, Claudius
    Benim Üniversitelerim
    Beyaz Diş
    Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
    Bir Çöküşün Öyküsü
    Bir Hanımefendinin Portresi
    Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat
    Bir Safdilin Hatıra Defteri
    Boyalı Peçe
    Bozkır – Bir Yolculuk Hikâyesi
    Bütün Şiirlerinden Seçmeler
    Canavar
    Çatal Dil
    Ceberut Martin
    Ceza Kolonisinde ve Diğer Öyküler
    Clarissa
    Çocukluğum
    Dalgalar
    Dava
    Define Adası
    Demir Ökçe
    Deniz Feneri
    Deniz Kurdu
    Denizler Altında Yirmi Bin Fersah
    Doktor Hastalandı
    Doktor Moreau’nun Adası
    Dönüşüm
    Dört Oyun
    Dörtlerin Yemini
    Dr. Jekyll ile Bay Hyde
    Dünyalar Savaşı
    Duvarcı Ustası Don Gesualdo
    Ekmeğimi Kazanırken
    Ellerin Zamanlarla Dolu
    Ermişin Bahçesi
    Felice’ye Mektuplar
    Feniçka
    Geçmişe Yolculuk
    Genç Bir Doktorun Anıları
    Gezgin
    Gitanjali – İlâhiler
    Gömülü Şamdan
    Görünür Karanlık
    Hayatım – Bir Taşralının Hikâyesi
    Homeros’un Kızı
    Huckleberry Finn’in Maceraları
    İnsanın Esareti
    İnsanlığın Yıldızının Yükseldiği Anlar
    İstanbul Treni
    Kadransız Saat
    Karmaşık Duygular
    Kendi Hayatının Şiirini Yazanlar / Casanova – Stendhal – Tolstoy
    Kendileriyle Savaşanlar / Hölderlin – Kleist – Nietzsche
    Kırık Kanatlar
    Kısa Öykünün Büyük Ustaları
    Kızıl
    Kızıl Kahkaha
    Köpek Kalbi
    Korku
    Korku Vadisi -Sherlock Holmes-
    Küçük Burjuvalar
    Kule
    Kum ve Köpük
    Küskün Kahvenin Türküsü
    Leonardo’nun Yahuda’sı
    Lord Jim
    Lyon’da Düğün
    Martı
    Martin Eden
    Mecburiyet
    Meczup
    Meselenin Özü
    Mozart ve Deyyuslar
    Muhteşem Gatsby
    Mürebbiye
    Mutlu Prens
    Oda Müziği – Bütün Şiirleri
    Olağanüstü Bir Gece
    Ölümcül Yumurtalar
    Otomatik Portakal
    Oz Büyücüsü
    Peter Pan
    Pinokyo
    Rahel Tanrı’yla Hesaplaşıyor
    Ruth
    Şato
    Satranç
    Seksen Günde Dünya Gezisi
    Serbest Düşüş
    Şeytan Tozu
    Şeytan’ın Günlüğü
    Sineklerin Tanrısı
    Tanrı Claudius
    Tom Sawyer’ın Maceraları
    Üç Büyük Usta / Balzac – Dickens – Dostoyevski
    Üç Kız Kardeş
    Üç Örnek Öykü ve Bir Önsöz
    Üç Yıl
    Usta ve Margarita
    Uyanış
    Vahşetin Çağrısı
    Vanya Dayı
    Vişne Bahçesi
    Yahuda İskariot
    Yakıcı Sır
    Yalnız Bir Avcıdır Yürek
    Yıldız Gezgini
    Zacharius Usta
    Zaman Makinesi / Bir Buluş
  • Ne var ki bi hissi ifade edemediğimiz için eyleme geçmemiz mümkün değildi...