Denize ,doğaya ve insana hiçbir şekilde güveni olmazken, yaşamını ormanın ellerine hiç tereddütsüz bırakabilirsin çünkü orman dinler ve anlar. Orman yıkmaz, yeniden kurar ve her şeyin büyümesine izin verir. Orman her şeyi anlar, her şeyi kucaklar.
Hikâye Cebelavi adında gizemli ve güçlü bir adamın yaşadığı büyük bir konakta başlıyor. Onun çocukları ve torunları zamanla miras, güç ve adalet yüzünden birbirine düşüyor. Sokakta yoksulluk, haksızlık ve zulüm var. Her nesilde bir “kurtarıcı” çıkıyor; biri adaleti sağlamaya çalışıyor, biri inanç üzerinden düzen kuruyor, biri merhameti temsil ediyor… Ama her seferinde insanlar zamanla o düzeni bozuyor ve yine karanlık geri geliyor.
Ben kitabı okurken şunu düşündüm: İnsanlık aslında hep aynı döngüyü yaşıyor. Güç el değiştiriyor ama adalet tam anlamıyla kalıcı olamıyor. Cebelavi ise uzakta, sessiz bir otorite gibi; var ama müdahale etmiyor.
Kısacası bu kitap bana, insanın hem iyiliğe hem kötülüğe ne kadar açık olduğunu ve adaletin ne kadar zor bir şey olduğunu düşündürdü. Sadece bir mahalleyi değil, bütün insanlığı anlatıyor gibi.