Acı çekmek bayılana dek dayak yemek değildi. Ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi.Asıl acı,kalbi baştan aşağı sancılara boğan ,insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi. Kolları, başı hep dermansız bırakan, yastıkta öbür yana dönme isteğini bile söndüren şey.
Ama benim için sen kimsin?Beni asla hatırlamayan, bir su birikintisinden farkım yokmuşçasına yanımdan geçip giden,bir taş mışım gibi üzerime basan,her zaman uzaklara giden ve beni beklemeye mahkum eden sen kimsin ki benim için?
Senin gözünde bir hiç olduğum,benimle ilgili hiçbir hatıranın katiyen aklına düşmediği gerçeğiyle nasıl nefes almaya devam edebilirdim?Gözlerinde beni hatırladığına dair hiçbir şey görmediğim o an,senin hayatından bir hatıranın benimkine incecik bir çizgi olarak bile ulaşmadığını anladığım o an,gerçekliğin dehlizlerine düştüğüm, kaderimi sezdiğim ilk andı.
Başlangıcı ve sonu olmayan nedenlerle seviyorum seni.Daha tanımadan önce sevmiştim.Gitmemi söylersen,çekip giderim ama beni gönderirsen,yaşamım boyunca bizim olması gereken sevgiyi düşüneceğimi aklından çıkarma.Soğuk taşlara uzatıldığım zaman,yine seni seveceğim.