‘Baba, yaşamın amacı var mıdır?’dedim. Sözü nereye vardırmak istediğimi anlıyorsunuz, değil mi? Baba, yaşamayı sürdürmen için bana bir tek neden gösterebilir misin? En kısa sürede yok olman daha doğru olmaz mı? demek istiyordum. Ama onun gibiler, ince imaları kavrayamaz. Şaşırdı, gözleri yerinden uğradı, suratıma bakakaldı. Yetişkin insanların o gülünç şaşkınlığından nefret ediyorum. Sonunda ne dese beğenirsiniz? ‘Oğlum, yaşam boyunca amaçlayacağın şeyi kimse veremez sana, amacını kendin belirlersin,’dedi.
Bu budalalığa ne buyurulur! Sanki adam bir düğmeye bastı ve bütün babalara yaraşan sözler kendiliğinden dökülüverdi. Böyle sözler ederken, hiç babalarınızın gözüne baktınız mı? Yaratıcı olan her şeyden kuşkulanırlar. Dünyayı avuçlarına alabilecekleri bir anlamsızlığa indirgemek isterler. Baba demek, gerçekleri gizleyen bir makine demektir. Çocuklara yalanlar düzmeye yarayan bir makine; daha da beteri, kendilerinin gerçeği temsil ettiğine de için için inanırlar.
Babalar, bu dünyanın karasinekleridir. Fırsat kollayarak tepemizde dolanıp dururlar ve çürümüş, yozlaşmış bir şey gördüler mi hemen orada yuvalanırlar. Bütün dünyaya, anamızı bellediklerini yayan pis, iğrenç karasinekler. Bizim özgürlüğümüzü, bizim yeteneklerimizi kısıtlamak için yapmayacakları yoktur. Kendilerine kurdukları o pis şehirleri korumak için yapmayacakları yoktur.”