Mr No!

Mr No!
@adsoy
Hiç..
Gerçek sorular, karşılıkları olmayan, bel­ki karşılıkları beklenmeyen sorular değil midir?
Reklam
Kendinden kaçma! Boşlukta söylenmiş bu iki sözcük yalnız (gördüğün gibi güzel sevgilim) çileden çıkarmadı, ka­famı da epey çeldi. Coğrafyası ve topoğrafyası (belki buna tarihi de eklemek ge­rek) olmayan, bunlar düşünülmeden söylenmiş bir sözcük, boş­lukta söylenmiş bir sözcüktür. Anlamı yoktur. (Haksız mıyım filozof dostum?) Burda, yaşanılan bir gerçeği, hayır çeviren değil, dile getiren . . . bu da değil, yaratan (evet bu) bir sözcük olmadı mı, bana ar­tık pek yabancı geliyor. Tanrı korusun sizleri böylesi sözcük­lerden sevgili sevgilim, filozof dostum, ozanım, yazarım.
Hayır, sevgili Filozofum, (açıkça söyleyeyim ki, şu anda senin yüzünü de ansımıyorum), hayır, senin dediğin gibi (ama o sen değilsin ki. . . Dış görü­nüşe hiçbir zaman aldanmamak gerek, vb.) değil. Bana sorar­san, insanın iç yüzü, dış yüzüne yansır. Hem, benim ne olup olmadığımın kararını bana bırakın.
Kapıyı açıp çıktım . Çıktıktan sonra da dönüp kapamadım kapıyı . Açtığım kapıyı bir kez de başkaları kapasın, dedim içimden.
Kendime dedim ki: Düşlerin birer kara çarşaf onlar da beyaza dönüşecek. Baksan, nereye baksan o bitmek bilmeyen, göz kamaştıran göz kırpan beyazlık. Hadi unut karları, kahvesizliğini, tütünsüzlüğünü, kadınsızlı­ğını, ölümleri . Hadi yavrum, hadi sevdiğim, hadi tutkunum, kalk yürüyelim beraber ayağımızda ordu malı hedikler . . .
Reklam