Kendinden kaçma! Boşlukta söylenmiş bu iki sözcük yalnız (gördüğün gibi güzel sevgilim) çileden çıkarmadı, kafamı da epey çeldi. Coğrafyası ve topoğrafyası (belki buna tarihi de eklemek gerek) olmayan, bunlar düşünülmeden söylenmiş bir sözcük, boşlukta söylenmiş bir sözcüktür. Anlamı yoktur. (Haksız mıyım filozof dostum?) Burda, yaşanılan bir gerçeği, hayır çeviren değil, dile getiren . . . bu da değil, yaratan (evet bu) bir sözcük olmadı mı, bana artık pek yabancı geliyor. Tanrı korusun sizleri böylesi sözcüklerden sevgili sevgilim, filozof dostum, ozanım, yazarım.
Hayır, sevgili Filozofum, (açıkça söyleyeyim ki, şu anda senin yüzünü de ansımıyorum), hayır, senin dediğin gibi (ama o sen değilsin ki. . . Dış görünüşe hiçbir zaman aldanmamak gerek, vb.) değil. Bana sorarsan, insanın iç yüzü, dış yüzüne yansır. Hem, benim ne olup olmadığımın kararını bana bırakın.
Kendime dedim ki: Düşlerin birer kara çarşaf onlar da beyaza dönüşecek. Baksan, nereye baksan o bitmek bilmeyen, göz kamaştıran göz kırpan beyazlık. Hadi unut karları, kahvesizliğini, tütünsüzlüğünü, kadınsızlığını, ölümleri . Hadi yavrum, hadi sevdiğim, hadi tutkunum, kalk yürüyelim beraber ayağımızda ordu malı hedikler . . .