Kapak Kızı ~ Ayfer Tunç
“İyi aile çocuğu olunca yanmadan öğreniyorsunuz ateşten uzak durmayı. Ama hiç değilse bir kere yanmak lazım.”
Kapak kızı Şebnem. Nerde, kimle, şu an ne yapıyor, nasıl,kimsenin haberi yok. Belki de o ana kadar onun tercihiydi bu kayboluş, bu gizlilik. Geçmişte sisli bir anı olarak kalmak istemişti zihinlerde , öylece bir anda çıkıp giderek kendini unutmak, unutturmak mıydı düşüncesi?
O zaman neden şimdi bu dergide bu fotoğraf? Yıllar sonra böyle mi çıkmalıydı karşılarına? Böylesine cesur pozla. Şebnem, güzelliğiyle büyüleyen kapak kızı Şebnem… Acıdılar mı hâline, acınacak hâlde miydi, nefretle mi baktılar fotoğrafına yoksa kendilerine mi acıdılar? Bakışlarında ne vardı Şebnem’in? Kin mi, öfke mi, yorgunluk mu, çaresizlik mi, utanç mı? Önyargılarına yenik düşüp ailesini ve onu eleştirenler utanmalıydı aslında. Ne olduğunu bilmeden , neler yaşandı haberleri olmadan peşin hüküm verenler.
Ankara’dan İstanbul’a giden trende herhangi bir vagondayız. Dışarısı bembeyaz , yolculuk uzun…
Bankacı Ersin , radyocu Selda ve garson Bünyamin. Tek ortak noktaları Şebnem. Ersin ve Selda için geçmişte , bugünde, Bünyamin’in hayalinde.
O hâlde başlasın sorgulamalar kâh geçmiş için kâh bugün için. Dökülsün masaya pişmanlıklar kâh yapılanlara kâh yapıl(a)mayanlara. Yargılansın Şebnem varlığıyla ya da hayaliyle…
Elbet Şebnem’e de söz gelecektir.
Ben bu yolculuğu çok sevdim. Akıcı, dupduru cümlelerle, o iç hesaplaşmaları okumak çok keyifliydi.
Yeşil Peri Gecesi için sabırsızlanıyorum. Sizlere de keyifli okumalar diliyorum.