Bizi hayvandan çok insan kılan her ne ise, teselliyi ve umudu, sanırım, insanların gündelik kaygıları, günahları ve dertlerinde değil; maddenin uçsuz bucaksız, sonsuz yasalarında aramalı.
Önce bir soru sordum, sonra bir yanıt bulmak için bir yöntem geliştirdim ve… yeni bir soruya vardım. Hangisi mümkündü, bu mu, yoksa o mu? Bunun bir araştırmacı için ne demek olduğunu, onda nasıl bir entelektüel tutku uyandırdığını hayal bile edemezsin. Bu entelektüel arzuların ne kadar tuhaf ve donuk bir zevk verdiğini hayal bile edemezsin. Önünde duran, artık bir hayvan, bir hemcinsin değil, bir meseledir.
Çığlıklar dışarıda daha da yükselmişti. Sanki dünyanın bütün acıları bu çığlığa yansımıştı. Yine de, böylesi bir acının yan odada sessizce çekiliyor olduğunu bilseydim sanırım pekâlâ katlanabilirdim. Duyulan acı dile gelip de yüreğimizi sızlatmayagörsün, o acıma duygusu insanı harap eder.